ISBN13 978-605-316-444-9
13x19,5 cm, 80 s.
Liste fiyatı: 210.00 TL
İndirimli fiyatı: 168.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Sibirya Hayali
1. Basım
Liste Fiyatı: 360.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Yağmur Kuşları
İlk Basım: Mart 2026

Deniz Faruk Zeren’den haiku gibi, lirik ve sarsıcı hikâyelerden oluşan bir kitap: Yağmur Kuşları.

"Bu hikâye süresince mütemadiyen ipek gibi süzülerek, bazen tozu toprağı döverek, bazen çatallı mavi yıldırımlar eşliğinde, bazen serin rüzgârların getirdiği taze, ferah nebat kokuları yayarak, yaylanarak, uzayıp kısalarak, artıp azalarak, hızlanıp yavaşlayarak, diner gibi yapıp coşarak yağmur yağacaktır.”

OKUMA PARÇASI

Açılış bölümünden, s. 9-13

Bu hikâye süresince mütemadiyen ipek gibi süzülerek, bazen tozu toprağı döverek, bazen çatallı mavi yıldırımlar eşliğinde, bazen serin rüzgârların getirdiği taze, ferah nebat kokuları yayarak, yaylanarak, uzayıp kısalarak, artıp azalarak, hızlanıp yavaşlayarak, diner gibi yapıp coşarak yağmur yağacaktır. Ve elbette kahramanlarımız ki yedi kişidirler, her ne kadar ıslak odunlarla güç bela tutuşturulmuş, duman yapmasın diye hep bir ağızdan körüklenmiş, büyüdükçe beslenmiş ateşin etrafında çember olup kurulanmaya ve ısınmaya çalışsalar da hikâye boyunca hep ıslaktırlar, üşürler.

Bir daha bu hikâyenin herhangi bir yerinde yağmurdan, ıslaklıktan ve üşümekten bahsedilmeyecektir.

Ol hikâye böyle sürüyor.

Vardi ya

Kadın vardiyaya geliyor, adam vardiyadan çıkıyor. Kadın vardiyaya geliyor adam vardiyadan çıkıyor, kadın vardiyaya geliyor adam vardiyadan çıkıyor, kadın vardiyadan çıkıyor adam vardiyaya geliyor. adam vardiyadan çıkıyor kadın vardiyaya geliyor. Bir aksilik olmazsa pazar sabahları karşılıklı sahanda yumurta keyfi yapabiliyorlar.

Yağmur Kuşları

Çukura gerili naylondan yapılmış avuç içi kadar havuzda biriken yağmur suyunu içen, tasla alıp tıraş olan, başını eğip saçlarını yıkayan, dişlerini fırçalayan arkadaşlarını izledi. Geceyi bekliyordu o. Şırıl şırıl, pırıl pırıl, sakin, tevekkülle yağacaktı gece, biliyordu. İlerideki ağaçların altında soyunup yı...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Seda Deniz, "Küçürek Bir Okuma: Yağmur Kuşları", edebiyathaber.net, 8 Nisan 2026

Her anlatı biçimi, ortaya çıktığı çağın ihtiyaçlarına cevap verirken aynı zamanda anlatının sınırlarını da yeniden tanımlar. Bu yönüyle küçürek öykü, zannedildiği gibi salt hacmin küçülmesiyle açıklanabilecek bir daralma değil, anlatının imkânlarını yoğunluk ekseninde yeniden örgütleme çabasının somut bir tezahürü olarak karşımıza çıkar. Modern çağın ivmelenen zamanı, parçalanmış yaşantı kesitleri ve bireyin giderek içe kıvrılan varoluş hâli, daha kısa fakat anlam bakımından daha derinlikli anlatı biçimlerini zorunlu kılarken, küçürek öykü bu zorunluluğun estetik karşılığı olarak belirir. Bu nedenle onu yalnızca “kısa metin” kategorisine indirgemek yerine, eksiltme, yoğunlaştırma ve sezdirme ilkeleri üzerine kurulu, kendine özgü bir anlatı disiplini olarak ele almak gerekir.

Dünya edebiyatı genelinde küçürek öykü, tek bir adlandırmayla karşılık bulmaz; flash fiction, micro fiction, short-short story ve sudden fiction gibi terimler özellikle Anglo-Amerikan edebiyatında 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaygınlaşarak bu kısa formun kuramsal çerçevesini belirginleştirmiştir. Latin Amerika’da ise microcuento ve microrrelato başlıkları altında gelişen ve çok daha yoğun bir estetik bilince yaslanan bir gelenek söz konusudur; bu bağlamda Augusto Monterroso’nun “Dinozor” metni, türün sınırlarını belirleyen simgesel bir örnek olarak kabul edilir. Bu metin, yalnızca biç...

Devamını görmek için bkz.

Süleyman Akın, "Küçürek bir sızı, derin bir iz: Yağmur Kuşları", librekultur.com, 15 Nisan 2026

“Az dediğin küçük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece 2 harf.

Ama aralarında koca bir alfabe var.

O alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var.” [1]

Deniz Faruk Zeren’in Yağmur Kuşları bir tasarruf kitabı değil; aksine anlamın, hacmi küçüldükçe kütlesinin arttığı bir yoğunlaşma laboratuvarı. Zeren, uzun sayfalarla hikâyeler anlatmak yerine bizi sözcüklerin o tekinsiz konukluğuna, çay molalarının aceleciliğine ve sayfa boşluklarındaki uğultuya emanet ediyor. Bu küçürek sızı, okur “bitti” dediği an zihinde asıl gürültüsünü koparmaya başlıyor.

“Havanın bile ağırlığı var” [2] diyor şair ve soruyor, “sözün neden olmasın?” Ne kadar olur bir sözün ağırlığı? İnsan derdini kaç kelimeyle anlatabilir? Sınırı, belli başlı bir yordamı var mıdır bunun? Söz gelimi, bir işçi vardiyasının ağırlığına denk düşen sözcük ne kadar yer kaplar kâğıtta?

Bazen bir cümle yetmez; uzar, dolanır, çoğalır ama yine de eksik kalır. Bazen de tek bir söz, bütün bir günü, bir ömrü, bir yorgunluğu sırtlanır.

Deniz Faruk Zeren, Yağmur Kuşları’nda [3] bu sorulara da yanıt verirken bir yandan da deneysel bir çalışma sunuyor. Bu çalışmanın tamamına ister küçürek öyküler diyelim ister minimal öykü… (Son dönemde bu konuda yürütülen kuramsal tartışmalar bu yazının...

Devamını görmek için bkz.
 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2026. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X