ISBN13 978-975-342-650-3
13x19,5 cm, 344 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Hatice Saka, "Şeyleşme bize kapitalizmin hediyesi", Yeni Şafak Kitap Eki, 11 Mart 2008

Timothy Bewes'in Şeyleşme kitabında insan deneyiminin şeysel niteliğini irdeleniyor. Günümüz insanı, kendinden uzaklaştırılan dünyanın saygı, kayıp ya da nefret uyandıran bir dizi nesne olarak karşısına çıkmasını engelleyemez. Bewes, bu durumda şeyleşmeden muaf bir dünyanın bir zamanlar var olduğu, mümkün olabilseydi o dünya ile yeniden bağ kurmanın günümüz toplumunun kurtuluşu olabileceği yazgısının izini sürüyor ve içerimlerini ele alıyor. Kapitalizmin ilişkiler, insanların kendilerine dair imgeleri, düşünceler, sosyal yaşam, sanat ve kültür üzerindeki etkisini anlatan bir metafor olarak kullandığı şeyleşmeyi, marksizmin işçilerin kapitalist üretim içerisinde makine durumuna indirgendiklerinde olan şey olarak nitelendirdiğini belirten yazar, bu kavramın şiirsel imalılığına da gönderme yapar. Şiirsel alamda şeyleşme kavramı başlangıçtaki bütünlüğün ya da tamlığın kaybedilmesi, Adem ile Havva'nın cennet bahçesinden kovulup Tanrı'nın gözünden ırak bir yerde yaşamak zorunda bırakıldığında olan şey olarak yorumlanır.

Şeyleşmenin özü endişe

Adorno ise şeyleşmeyi, tüm kültürlerin tek bir kültür içinde asimile edildiği ve bunun sonucu olarak dünyanın şafağına yerleştirilmiş saf bir masumiyetten alacakaranlık çağına yerleştirilmiş bir çöküşe gitmesi olarak betimliyor. Bu noktada radikal bir dünyevileştirme süreci olan kapitalizmin kendi temel yanlışlığını gösteren düşmanca tanıyı bile bir şeye dönüştürmesinin altını çizen Bewes, günümüz insanın taşıdığı kaygıları da şeyleşme karşısında duyulan endişe olarak belirtiyor. Şeyleşmeye karşı duyulan endişe egemen kültürel zihniyet haline gelirken, kapitalizmin, şeyleşmemiş leke sürülmemiş bir var oluşa duyulan arzunun başlıca kültürel ve siyasi bir değer olduğu dünya düzeni olarak tanımlanır. Bu noktada din kavramı üzerine eğilen yazar, şeyleşmiş bir dünyada hiçbir öznel tepkinin dinden daha anlaşılır ve daha doyurucu olmadığını belirtiyor ve devam ediyor: Şeyleşmiş bir dünyada dinsel inanç insan özünün tek olanaklı ifadesi olarak kesinlikle zorunludur. Eğer yanlış bilinç insan yaşamının evrensel ve kaçınılmaz bir koşuluysa, eğer dünyevi var oluş yalnızca bir 'gözyaşı vadisi' ise, eğer ölüm kültürel üretimin, felsefenin, edebiyatın ön koşulu ise, eğer kapitalizmin içerisinde düşünme yalnızca sakatlanmış yaşamın bakış açısında olanaklı ise din evrensele ulaşmanın tek kuramsal yönü olarak görülür. Şeyleşmiş bir toplumda din, insanın sonluluğu sorununa daha elle tutulur bir çözüm sunar.

Tanrı'nın ölümü düşüncesi ile birlikte benliğin kusursuzlaştırılacağı fikrini ölümden sonraki dünya vadiyle ilişkilendiremeyen insan kendini şeyleşmeye yönelik bir endişenin içinde bulur. Bewes, modernlikte endişenin ortaya çıkışını Tanrı'nın ölümünün yol açtığı boşluk olarak algılamanın kolay olduğunu söylüyor: "İşin aslı Tanrı ölmemiştir, gizlenmiştir ve O'nun ortadan kaybolma süreci öncelikle fiziksel düzlemde değil, kavramsal düzlemde meydana gelmiştir. Ancak düşünsel Tanrı formları O'nun gerçekliği için yetersiz kalmaktadır. Tinsel hakikatin hakim göstereni insanlar tarafından üretilmiştir, bu yüzden Tanrı insanların kendisi kadar gerçektir. Karşı karşıya olduğumuz Tanrı onu temsil eden mevcut kavramsal araçlardan uzaklaşmış bir Tanrı'dır. Korkularımızın ve arzularımızın nesnesi artık kavramsal olarak bile elimizin altında değildir."

Amerikan Güzeli, Matrix, Truman Show şeyleşmeyi yansıtır

Şeyleşme kavramını açıklamak için popüler kültürden de örnekler veren yazar, bir döneme damgasını vuran Amerikan Güzeli, Truman Show ve Matrix filmlerinde işlenen temanın şeyleşmiş var oluşun eleştirileri olduğunu ifade ediyor. Bewes, filmlerdeki karakterlerin şeyleşmiş var oluşa yönelttikleri eleştirileri, şeyleştirilemez benlik özüyle ile karşılaşınca son vermesini şeyleşmeden doğan endişenin dağılması olarak niteliyor. Tüm bunların sonucu olarak geç kapitalist toplumda endişe o kadar yaygındır ki onun tanımlayıcı niteliği haline gelmiştir. Endişenin sonucu şeyleşmedir, yani ruh ile biçim arasındaki uyumsuzluktur. Bewes, bu çerçevede, şeyleşme kavramının özünde olan örtük dinsellik nedeniyle onu bir kenara atmaktansa eleştirel düşüncenin dinsel olana koyduğu yasaktan kurtarmaya ve bu yola şeyleştirme kavramını rehabilite etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de Hegel, Adorno, Lukacs, Proust, Kierkegaard, Derrida, Negri gibi diyalektik incelikleriyle tanınan yazarlara başvuruyor.

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2022. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X