ISBN13 978-975-342-653-4
13x19,5 cm, 192 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Pınar Uygun, “Kadınlığın küçük anlatıları”, Post Express, Mart 2008

Eylül 1990’da Büyük Philadelphia Felsefe Konsorsiyumu’nun düzenlediği postmodernizm ve feminizm konulu sempozyumda konuşan dört feminist kuramcı arasında geçen tartışmaların derlemesi Çatışan Feminizmler. Linda Nicholson’ın kitabın önsözünde belirttiği üzere, dört beyaz Amerikalı kuramcının tartışmalarından oluşan bu derleme, “feminist kuram”ı temsil etme iddiasında bulunan bir çalışma olmamakla birlikte, yine de feminizmle ilgili farklı formülasyonları tanıma imkânı sağlıyor bizlere.

Seyla Benhabib, geleneklerde terk edilmesi gereken çok şeyin olduğunu, fakat ayıklama sürecinin dikkatle sürdürülmesi gerektiğini öne sürüyor. Benhabib, ezilen grupların tarihe katılımını ve bu grupların tarihsel anlatılarını etkin bir şekilde bastırdığı için tarihsel değişimi tek bir nedene bağlayan özcü “büyük anlatıların” reddedilmesini uygun buluyor. Bununla birlikte Benhabib, tarihin ölümüne ilişkin bazı formülasyonların kurtuluş fikrini reddettiğini iddia ediyor ve şöyle diyor: “Artık tarihe dair ‘büyük anlatılar’ üretmek mümkün ve arzu edilir olmamakla birlikte, ‘tarihin ölümü’ tezi, mücadele içindeki bütün tarihsel aktörlerin emellerine eşlik eden o ilgiyi, tarihe ve tarihsel anlatıya yönelik epistemolojik ilgiyi köreltmektedir. Tarihin ‘mağlup’ ve ‘kurban’larının yaşadığı deneyim ve mücadeleyi günışığına çıkarmaya yönelik ‘ilgi’yi kaybettiğimiz takdirde, artık etkin bir feminist kuram oluşturabilir miyiz?”

Görüşlerini post-yapısalcı kurama dayanarak açıklayan Butler ise faillikle ilgili sorunlara dikkat çekiyor ve “Kim, ‘kim’lik özelliği taşımaktadır? İktidarsızlaştırmanın hangi sistematik yapıları yüzünden belli mağdur gruplar, hukuk mahkemelerinde etkin bir biçimde ‘ben’ diyememektedir? Kadınların ezilen kategorisinden dışlanmasını nasıl kuramsallaştırırız?” diye soruyor. Butler, feminist öznenin kurulumlarıyla ilgili hassas noktaları şöyle dile getiriyor: “Feminist özne hangi dışlamalarla kurulmuştur ve o dışlanmış alanlar nasıl geriye dönüp feminist ‘biz’in ‘bütünlük’ ve ‘birlik’ini rahatsız etmektedir? Dahası, nasıl olur da dayanışma amacıyla öngörülmesi gereken özne kategorisinin kendisi, yani ‘biz’, ortadan kalkması beklenen iç bölünmeyi üretir?”

Butler’ın dikkat çektiği bu sorunu Nancy Fraser şu şekilde dile getiriyor: “Çıkarlar varolan toplumsal düzenleme biçimlerine göre tanımlandığında, çatışmalar elbette bulunacaktır; Birinci Dünya mensubu, profesyonel, beyaz, orta sınıf kadınlar ile bu kadınların evlerinde hizmetçi olarak çalıştırdıkları Üçüncü Dünya mensubu, renkli ırktan kadınlar arasındaki çatışma buna bir örnektir. Böyle bir çatışma karşısında kadınların ‘farklılığı’ üzerine eleştirellikten uzak, kutlayan bir tavırla konuşmak bir tür mistikleştirme olacaktır.”

Tartışmaya sempozyumdan sonra katıldığı belirtilen Drucilla Cornell ise toplumsal cinsiyet hiyerarşisine dayalı mevcut sistemin “iyi” kız ile “kötü” kız arasında yaptığı ayrımdan başka bütün farklılıkları reddeden ve gerçekliklerle uyuşmayan, zararlı fanteziler yarattığını belirtiyor ve kadınlığın yeniden anlamlandırılmasının önündeki engelin mutlak olduğunu ileri süren Lacan’ın bu iddiasında bazı zayıf noktaların bulunduğunu savunuyor.

Her ne kadar derlemeyi oluşturan tartışmaların “feminizm ve postmodernizm” başlığı çerçevesinde sürdürüldüğü varsayılsa da, aslında sunulan fikirlerin ve görüşlerin birebir postmodernizm terimiyle ilintili olduğunu söyleyemiyoruz. Hatta zaman zaman bizi postmodernizmin ne olduğunu düşünmeye çağıran sorgularla karşılaşıyoruz anlatılar boyunca, ve böylece değişik feminizm anlayışları hakkında fikirler edinirken, bu terimle ilgili birçok soru da beliriyor aklımızda.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova