ISBN13 978-975-342-882-8
13x19,5 cm, 320 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Açılış bölümünden’den, s. 15-18.

Correggio'nun Parma'da yaptığı kubbe freskleri:

1. İsa'nın Göğe Yükselmesi, daha doğrusu, Aziz Yuhanna'nın Patmos Adası'ndaki Vizyonu

2. Meryem'in Göğe Yükselmesi (Katedral, 1526-30). "Kendinden önce ve sonra bu türde verilmiş eserlerin şüphesiz en güzeli" (Anton-Raphaël Mengs, Mémoire sur la vie et sur les œuvres d'Antoine Allegri dit le Corrège, Oeuvres, c. II, s. 169).

İLKE

Tavan süsleme sanatında Correggio'nun selefleri ve (uzun süre) haleflerinin büyük kısmı benzer yüzeylerle karşılaştıklarında —şövale resminin normlarına göre tasarladıkları kubbe, tonoz ve tavanları, üzerine figür ve levhalar yerleştirecekleri basit duvarlar olarak görmekten öteye gidemediklerinden— genellikle bir illüzyonist edasıyla tavanın mimari mahiyetini ve bağlantılarını vurgulamakla, öne çıkarmakla uğraştılar. Oysa Correggio'nun ismiyle anılan çözüm, bir yadsımaya dayanır: Binanın kendisinin, hatta kapalılığının yadsınmasına. Bu etki, çatı örtüsünün kilit noktasında, göz aldatma (trompe l'oeil) tekniğiyle çizilip duvarı "deliyormuş" gibi, gökyüzüne açılıyormuş gibi tasarlanmış bir dekorun kurulmasıyla elde edilir (ileride değineceğimiz Mantova Dükalık Sarayı'ndaki Düğün Salonu'nun tavanında daha 1472-74'te Mantegna tarafından bulunmuş, uygulanmış bir çözümdür bu).

Göz Aldatma Tekniği

Resimsel inşanın, içbükeyliğini ustaca kullandığı kubbenin iç yüzeyinde dairesel, daha doğrusu yarımküreli bir kompozisyon sergilenmektedir. Bu kompozisyonun hiçbir mimari gönderimi ya da gösterimi yoktur ve kompozisyon, sürekliliği içinde, sadece göğe doğru perspektifin ve figür kısaltımının gereklerine göre düzenlenmiştir. Kubbesi çok alçak, neredeyse kör, saçaklık gibi kullanılmış ve antik üslupta frizle bezeli bir kasnak üzerinde duran Aziz Yuhanna Kilisesi'nde, hemen hemen çökmüş olan Havariler halkası kasvetli, katı görünümlü, putti(*) ile süslenmiş bir bulut kümesinin üzerinde durur. Halkanın ortasındaysa yaldızlı bir görkem fonunda havada süzülen İsa figürü görülür — gökyüzü görüntüsüne yer açmak için, (Annibale Carracci'nin deyişiyle) bu "makinenin [tasarımın]" tonoz tabanı seviyesinde kesilmiş gibi duran yapıyla gözle görülür hiçbir bağlantısı kalmamıştır. Katedralin kubbesindeyse, kubbe kasnağının gözleri arasına konmuş Havari figürleri alt kornişin üzerine, gökyüzü mertebesine geçişi sağlayan çocukları ve şamdanları taşıyan tırabzanın önüne sağlam biçimde yerleştirilmiştir. Göz aldatma tekniği burada daha da belirgindir: Göğe doğru uzanmış olsalar da ayakları hâlâ sımsıkı yere basılı olanlar ile apsidin ortasında durup melekler, seçilmişler ve bulutların birbirine karıştığı akışkan ve parıltılı girdabın sonsuz bir helezon içinde sürüklediği uzak ve neredeyse belirsiz Bakire figürü arasındaki karşıtlık daha iyi vurgulanmıştır. (Bununla birlikte Aziz Yuhanna Kilisesi'nin kubbesinde, neredeyse tümüyle gizlenmiş bir figür daha gözlemleriz — yalnızca apsidin uç noktasından görünür ve yine korniş üzerinde yer alır: İbadet için diz çökmüş olan Aziz Yuhanna'nın ta kendisi.)(1)

Betimleme (Burckhardt, Der Cicerone, 1855)

"1521-24 yılları arasında Correggio, Aziz Yuhanna Kilisesi'ni resimledi, ilkin kilisenin sol transept kapısı üzerindeki aylamada yer alan o güzel ve kudretli, Tanrı'nın ilhamına nail olan havari figürünü çizdi, sonra da kubbeyi. Bu kubbe, büyük bir genel kompozisyon için kullanılmış ilk kubbedir: Bulutlar üzerindeki Hükümran İsa havarilerle çevrilidir; bu görüntü daha aşağıda, freskin kenarında yer alan Aziz Yuhanna'nın Vizyonu'dur. Havariler asil tipli, gösterişli endamlarıyla tam birer Lombardiyalıdır. İlk başarılı örneği bu fresk olan aşağıdan yukarıya perspektif, Correggio'nun çağdaşları ve bir sonraki kuşak tarafından resim sanatının zaferi olarak görüldü. Bu perspektifte insan bedeninin hangi kısımlarının öne çıktığıyla uğraşılmamıştır, zaten çoğu kubbede görülen Göklerdeki İhtişam konusu daha ruhani bir hayatın ifadesini gerektiriyordu. Mekânın gerçeğinin küçültme olduğu, sadece mimari karakterdeki ideal bir kompozisyonun konunun yüceliğine yakışır bir duygu uyandırabileceği unutulmuştur. Baş figür olan İsa, öyle bir kısaltıma uğramıştır ki, kurbağaya benzemektedir; aynı biçimde havarilerin bazılarının da dizleri boyunlarına değmektedir. Mekânın, desteklerin ve duruşun gösterilmesi, hatta resmin tonlama ve nüansları, Correggio'nun katı, yumak halinde, belirli bir hacme sahip cisimler gibi ele aldığı bulutlarla ifade edilmektedir. Kubbenin pandantiflerinde de yine bulutların üzerinde oturan, belki biraz fazla küçük kalmış güzel figürler, İncil'i yazmış havariler ve Kilise Babaları tasvir edilmiştir. Michelangelo olsa, benzer bir alanda Peygamber ve Kâhinlerini tahtlarına rahat rahat yerleştirirdi.

"Correggio son olarak 1526-30 arasında, katedralin kubbesini resimledi; burada doğaüstü konuları hiçbir sınır tanımadan kendine özgü biçimde yorumlamaya adadı kendini. Kutsala saygısızlık etmek pahasına, her şeye iyiden iyiye dünyevi bir ifade kattı. Bugün hayli hasar görmüş olan kubbenin merkezinde İsa, bir melek ve bulut yığını arasında ilerleyen Meryem'e doğru atılıyor. Bu motif ve olay ânı oldukça güçlüdür: Birbirlerinin peşinden koşan ve tutkuyla birbirlerine sarılan bu sayısız meleğin oluşturduğu yumağın sanatta eşi benzeri yoktur. Bu olayın daha soylu bir biçimde tasvir edilip edilemeyeceği ayrı bir konudur. Başka bir biçim bulmak mümkün olsaydı bile, meşhur bir nüktede(2) adı konmuş bu kol ve bacak kargaşası kaçınılmazdı; zira sahnenin gerçek olduğu varsayıldıktan sonra, anlatmanın başka bir yolu kalmıyordu. Daha aşağıda, pencerelerin arasında Meryem'i seyreden havarileri; onların arkasında da bir balkonda, şamdan ve buhurluklarıyla Perileri buluyoruz. Correggio'nun havarilerinde bir tutarsızlık var. Duydukları heyecana rağmen köşelerinde öyle sakin sakin durmaları pek doğal değil; aynı şekilde bulundukları iddia edilen yüce konum da mutlak bir hakikat değil. Son derece hayranlık verici olansa bu perilerin bazıları ile kubbenin üzerindeki meleklerdir — özellikle de pandantiflerin üzerinde, Parma'nın dört ana koruyucusunun etrafında dönenler. Bu figürlerin yol açtığı etki neredeyse bir sarhoşluktur. En iyi ışık için, keza kubbeye çıkmak için, en doğru zaman öğle üzeridir."(3)

Notlar

(*) İt. putto'nun çoğulu: "melek-çocuklar". –ç.n. Yukarı
(1) Bkz. Augusta Ghidiglia Quintavalle, Gli affreschi del Correggio in San Giovanni Evangelista a Parma, Milano, 1962, fig. 8-11. Yukarı
(2) Rivayete göre, Correggio'nun resimlediği kubbe açılırken, piskoposluk meclisi üyelerinden biri resmi "kurbağa yahnisine" benzetmiş; Burckhardt buna atıfta bulunuyor. Bkz. Corrado Ricci, Corrège, Fr. çev., Paris, 1930, s. 103. Yukarı
(3) Jacob Burckhardt, Der Cicerone, 4. baskı, Leipzig, 1879, c. II, s. 698-700; Fr. çev., Paris, 1885-92, c. II, s. 715-6. Yukarı

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova