ISBN13 978-975-342-188-1
13x19.5 cm, 84.00 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Etik, 2004.00
Sonsuz Düşünce, 2006.00
Başka Bir Estetik, 2010.00
Komünizm Fikri, 2012.00
Platon’un Devleti, 2015.00
Fransız Felsefesinin Macerası, 2015.00
Alman Felsefesi Üstüne Diyalog, 2017.00
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Bir Usta, İki Karşılaşma’dan, s. 13-16.

PHILOSOPHIE MAGAZINE— Girizgâh olarak, ikiniz de Lacan'la ilişkinizi konumlandırabilir misiniz? Onun düşüncesini ne tür koşullarda keşfetmiştiniz?

ELISABETH ROUDINESCO— Benim psikanaliz maceram evde başladı. Annem Jenny Aubry, hastanede doktor olarak çalışıyor ve terk edilmiş çocuklarla ilgileniyordu. Aynı zamanda psikanalistti; en önemlisi de Londra'da bizzat tanıştığı John Bowlby ve Anna Freud'un klinik ilkelerini Fransa'ya tanıtmıştı. 1953'ten itibaren, tam anlamıyla müridi olmasa da, Lacan'ın yol arkadaşı olmuş ve Fransız Psikanaliz Derneği (SFP) kurulurken yanında yer almıştı. Bu yüzden Lacan, annemle babamın boşanmasının hemen ardından, annemi ve üvey babamı (Pierre Aubry) sık sık ziyarete gelirdi. Jenny, Lacan'ın kısa bir süre önce evlendiği Sylvia Bataille ile çok yakın arkadaştı.

O sıralar Guitrancourt'a, Lacan'ın kır evi Prévôté'ye gidiyordum, ama bu tanıdık adamın böylesine büyük çapta bir düşünür olduğu aklımın ucundan geçmezdi. Sonraları, ilk gençlik yıllarımda, psikanalize hiç mi hiç ilgi beslemedim. Annemin o kadar ilgisini çekmiş bu uğraşa pek de heves duymuyordum. Benim hayalim, daha ziyade, roman yazmak ya da film çekmekti. Bu yüzden önce edebiyat, sonra dilbilim eğitimi aldım. Bir yandan da Cahiers du cinéma dergisi, Yeni Dalga ve Hollywood sineması beni büyülüyordu.

1966'da, öğretmenlik yapmak için Cezayir'deki Boumerdès'e gittim. O yıl Michel Foucault'nun Kelimeler ve Şeyler'i ve Lacan'ın Ecrits'si yayımlanmıştı. Mucizevi bir an! Claude Lévi-Strauss'un başlattığı ve Louis Althusser'in 1965 tarihli Marx İçin'de sürdürdüğü yapısalcılık dalgası, benim için gerçek bir aydınlanma olmuştu. Lisede gördüğüm felsefe dersleri felaketti, ama nihayet göz alıcı bir tarzda yazan felsefeciler ve düşünürler keşfetmiştim: Dil düşünürleriydi bunlar. Büyük bir zevkle Lacan'ın Ecrits'sine daldım; Lacan'ın feyz aldığı (Ferdinand Saussure'ün kurup, Roman Jakobson'un geliştirdiği) yapısal dilbilime vâkıf olduğumdan da işim kolaylaşmıştı. Çarpıcı bir sahne hatırlıyorum: Buyurgan bir edayla, anneme "onun" Lacan'ının bana ne kadar dâhiyane göründüğünü söylüyorum; o da bana şöyle diyor: "Dememiş miydim ben sana!" Böylece ikimiz de farklı yollardan ulaştığımız "gösteren" teorisi hakkında, kimi zaman hararetlenen bir fikir alışverişine girişmiştik.

68 Mayısı'ndan sonra, roman yazma tasarısından vazgeçip, sosyal bilimler ve felsefeye yöneldim. Edebiyat alanındaki yüksek lisans tezimi, Paris-VIII-Vincennes (bugünkü adıyla Saint-Denis) üniversitesinde Tzvetan Todorov yönetiminde tamamladım (doktora çalışmamı da bu üniversitede yaptım). Gilles Deleuze'ün Anti-Oidipus seminerlerine katıldım; sonra da Serge Leclaire'in 1969'da kurduğu psikanaliz bölümünde ders veren Michel de Certeau'yla tanışınca tarihe yöneldim. 1972'de Louis Althusser ile tanıştım. Lacan'a gelince... Panthéon'daki Hukuk Fakültesi'nde verdiği seminerlere 1969'da gitmeye başladım. Annem, Lacan'a benim onun öğretisine ilgi duyduğumu söyleyince, Lacan hemen çağırdı beni. Görüşmemiz sırasında şöyle dedi heyecanla: "Bu zamana kadar neredeydiniz yahu? Benimle görüşmek için niye bu kadar beklediniz?" Ona nelerle uğraştığımı anlatmıştım: Henri Deluy'nün yönetimindeki Action poétique dergisi bünyesinde Georges Politzer'in eserleri üzerinde çalışmaya başlamıştım. Lacan 1964'te kurduğu Paris Freud Okulu'na (EFP) katılmam için ısrar etti, bense o sıralarda analize girme konusunda hâlâ tereddütteydim. Nihayetinde kabul ettim, böylece adeta kaderimi çizmiş oldum. 1980'de, yani ölümünden bir yıl önce bizzat Lacan tarafından kapatılana kadar da EFP üyesi olarak kaldım.

ALAIN BADIOU— Benim maceram farklı. Gençliğimde iflah olmaz bir Sartre'cıydım. 1958 ile 1962 arasında, Paris, Ulm Sokağı'ndaki Ecole normale supérieure'de (ENS) felsefe öğrencisiyken, gençliğimin Sartre'dan sonraki ikinci ustasıyla, Louis Althusser ile tanıştım. İki zıt kutup çarpışmıştı sanki! Sartre'ın Marx'a dair varoluşçu bir tasavvur ortaya koyduğu sırada, Althusser adeta eskimiş hümanist giysilerden kurtarmak için Marx'ı yeniden okumayı öneriyordu. Büyük bir tesadüf eseri, La Psychanalyse dergisinin birinci sayısı geçti elime. Bu sayıda Lacan'ın meşhur Roma sunumu yer alıyordu (1953 tarihli "Psikanalizde Dil ve Sözün İşlevi ve Alanı" başlığını taşıyan konferansı). Tam anlamıyla gözlerimi kamaştırdı bu metin — hakikaten metinsel bir büyülenme yaşadım, öyle ki sonrasında Lacan'la kurduğum teorik ilişki hep yazı dolayımıyla oldu. Bu ilk keşiften sonra, La Psychanalyse dergisini almaya devam ettim ve yazdığım tezlerde Lacan'a referans vermeye başladım. Bu referanslar karşısında çok şaşıran Althusser, Lacan'ın Sainte-Anne hastanesinde verdiği seminerlerden birine götürdü beni. Sene 1960-61. Bu arada, Althusser'in talebi üzerine, Lacan düşüncesi üzerine önce bir, sonra iki sunum yapan ilk ENS öğrencisi oldum.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2018. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova