ISBN13 978-975-342-605-3
13x19,5 cm, 128 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Geriye Kalan Devrimdir, 1997
Şarkı Okuma Kitabı, 2000
Tarihin Bilinçdışı, 2004
Çokbilmiş Özne, 2008
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Şirvan Erciyes, "Bir Şeyler Daha Az Eksik", Bireylikler Dergisi, Ocak-Şubat 2014

Bir Şeyler Eksik, Bülent Somay'ın "Aşk, Cinsellik ve Hayat Hakkında Bilmek İstemediğimiz Şeyler”i duyurmak için yazdığı kitabın adı. Metis Yayınları'ndan 2007'de çıkan "Bir Şeyler Eksik" yine Metis Yayınları'ndan dördüncü baskısını 2010'da yapmış. Bülent Somay Metis Yayınları'nın fantazi ve bilimkurgu edebiyatı alanında editörlüğünü yapmış, 1984- 1995 yılları arasında Mozaik Müzik Topluluğu'nun bir üyesi iken 1995'den sonra da müzik çalışmalarını bağımsız olarak yürütmeye başlamış. Geriye Kalan Devrimdir, Şarkı Okuma Kitabı, Tarihin Bilinçdışı, Çokbilmiş Özne yazarın yayımlanmış diğer kitapları.

Bir Şeyler Eksik bilmek istemediğimiz şeyler alt başlığı ile yayımlansa bile okurun duymaktan keyif alacağı savlardan hareket ediyor. Çok ciddi konularda eğlenceli bir dille yazılmış olması da farklı kılıyor eseri. Yeniden yeniden okunması ve üzerinde düşünülmesi, hatta günlük yaşamın pratikleri arasına katılması gereken o özel bilgiye sahip bir kitap.

O özel bilgi nedir peki? Üzerinde hepimizin çokça kafa yorduğu mevzular bellidir: Din,ahlak,aşk,cinsellik,ölüm,adalet,eşitlik,özgürlük v.b. Kişiden kişiye kafa yorulan mevzular değişir elbette. Hatta kafa yoracak bir mevzusu olamayanlarda vardır. Yoracak bir kafası bile bulunmayabilir bazılarının demek haddimi aşar. Kafa yorduğumuz konularda çokça kafa yormuş bir adamın ulaştığı yargıları okuyoruz Bir Şeyler Eksik'te; ne akıl ne de duyguyla çelişmiyor üstelik. Alabildiğine insancıl. Bir Şeyler Eksik'i okurken o özel bilgiye ulaştığımızı duyumsatan tam da bu yanı.

Toplumun genel geçer yargıları dışına çıktığımızda, verili olanı reddettiğimizde ya da reddetmeyi aklımızdan geçirdiğimizde hizaya yeniden çekilebilmek için üzerimize güçler salınıyor. Bu güçlerin en önemli bileşenleri arasında pop-psikiyatri, psikoloji ve psikanaliz üçlüsü bulunur. El birliği ile yanlış yolda olduğumuza bizi ikna ederek, nasıl yaşayıp nasıl yaşamamamız gerektiğini öğretmek için çırpınır dururlar. Psikologlar ya da psikiyatrlar yaşamın sırrına vakıf olmuşturlar nasılsa. Onların iç çelişkileri yokmuş, her yaptıkları doğruymuş gibi bizlere nasihatler verirler; normal olan ve olmayan şeyler konusunda...

Bülent Somay; "Popüler psikanalizin, psikiyatrinin ve psikolojinin ve bir de bu alandaki 'uzmanların' önemli bir bölümünün bize söylediği, 'sorun çıkarma, normale dön' den başka bir şey değil aslında. Uyum sağla, razı ol, katlan, kanaat et, iktifa et. Üstelik bunlar 'sus, boyun eğ, itaat et' diyen despot efendiden de beter, çünkü o efendi sesimizi çıkarmamamıza, içimizden isyan etsek de pratikte itaat etmemize razıydı. Oysa bu sanki-psike-vesairelerin bize uygun gördüğü kölelik bununla bitmiyor; onlar içimizden de inanmamızı, rıza göstermemizi, kabullenmemizi istiyorlar." derken çoğumuzun düşündüğü ama ifade etmekte zorlandığı bir durumu açıklıkla ortaya koyuyor. İç seslerimize bile tahammülü kalmayan sistemin biçtiği bir örnek yaşamların sessiz ve uyumlu köleleri olmamız bekleniyor. Sistemin devamı ve efendilerin rahatı için birer konformiste dönüşmemiz için ne gerekiyorsa yapılıyor; şiddet, baskı, ikna, kandırmaca, antidepresanlar...

"Hepimiz aynı umutsuzluğun kurbanlarıyız, aramızdaki akrabalık da buradan geliyor.Oysa başka bir aşkın,başka bir cinselliğin,başka bir hayatın varolabileceği umudu hepimizi birden iyileştirecek" diyen yazar bunun sanıldığı kadar kolay olmayacağını,sancılı bir süreç olduğunu ekliyor. Bu aşkı,bu cinselliği,bu hayatı acımasızca eleştirip,sorunsallaştırarak ve zihnimizde parçalayıp yeniden kurarak.. Bugünü eleştirip yarını tahayyül ederken 'bu bugünün' ve 'o yarının' bir parçası olduğumuzu unutmadan.

Bülent Somay günümüzde "Hah, işte buldum" denilen bir hakikatin olmadığını söylerken, bu durumun hakikate erişme gayretinden vazgeçmek demek olmadığını da ekliyor. Yirminci yüzyılın ortalarına kadar süren Aydınlanmacı inanç sistemlerinin vazettiği tekil hakikatin yerini göreli çoğul ve sonsuz bir hakikatler dizisinin aldığını en nihayet hakikatin de serbest piyasa ekonomisinin bir parçası olduğunu ve bu durumu kapitalizmin bilinen son evresi olan postmodernizme borçlu olduğumuzu ifade ederek şu olguya dikkat çekiyor: "Kapitalizm münhasıran Avrupalı iken mutlak ve evrensel bir hakikate ihtiyaç duymuştu;küreselleşen kapitalizm ise çok kültürlü ve çok hakikatli olması gerektiğini fark ettiği için, postmodernizmin hakikati öznelleştirip dağıtan dinamiğini benimsedi."

"Pratikte bir anlamı olacak hakikatler, vahiyler tebliğler, ya da üstün yetenekli /dahi/ermiş kişilerin zihninde değil, bireyler arasındaki etkileşim alanında doğar ve anlaşılır." diyen Bülent Somay gerçek algısını ortaya koyuyor "bireyleşme topluluğun kendisindedir " derken gerçeği anlamlandırılabilir kılanın devrimci pratik olduğunu vurguluyor.

Beyaz Atlı Şovalye beklentisi, kıskançlığın kökenleri, dibe vurma arzusu, cinsel ilişki, kadın, evrenin sessizliği gibi içerikleri olan sekiz bölümden oluşan kitabın önsözü bile başlı başına bir yazıya konu olabilir. Woddy Allen'ın Bananas filminden Yüzüklerin Efendisine, Leonard Cohen şarkılarından Bob Dylan'a uzanan pek çok filme, şarkıya, kitaba değiniyor yazar ve bu durum okuma keyfini katlarken meraklı okura yeni ufuklar sunuyor. İzlenesi filmler, dinlenesi şarkılar, okunası kitaplar listemiz zenginleşiyor. Okurda yeniden okuma arzusu uyandıran bu eser aynı zamanda eksik bir şeylerin azaldığını duyumsatan memnun bir tebessüme yol açıyor yüzlerde.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova