ISBN13 978-975-342-835-4
13x19,5 cm, 184 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Süreyya Su, "Görmenin ehlileştirilmesi: Perspektif", Kitap Zamanı, 4 Kasım 2013

Erwin Panofsky’nin Perspektif: Simgesel Bir Biçim adlı kitabı sanat teorisi ve sanat tarihi alanlarında çok bilinen ve üzerine çokça tartışılan bir çalışma. Kitap hakkındaki tartışmalar Panofsky’nin, perspektif temeline göre yapılan resimlerin görüneni olduğu gibi yansıttığı, bizim gerçekte gördüğümüz haliyle şeyleri temsil ettiği savına itirazıyla ilgilidir. Panofsky’ye göre, Rönesans’ta gelişmiş olan perspektif anlayışı aslında şeyleri nasıl görüyorsak değil, nasıl görünmesi gerekiyorsa öyle resmetmeyi amaçlar. Nitekim Rönesans resminde yansıyan görme biçimi, yavaş yavaş modern insanın görme alışkanlığını koşullandırmıştır.

Resim sanatında perspektif anlayışı, üç boyutlu bir dünyayı iki boyutlu bir zemin üzerinde temsil etme zorunluluğundan doğmuştur. Fakat bu zorunluluk, aynı zamanda, bizim dünyayı görme biçimimizi de disipline eden bir etki yapmıştır. Dünyayı bir perspektiften görmek, görsel sanatların ürettiği bir söylem haline gelmiştir. Dolayısıyla perspektif, temsili şeylerin “gerçek görünüş” biçiminin “doğru” bir yorumu değil; şeyleri belirli bir biçimde görme tercihidir. Bu tercih, ağırlıklı olarak tarihsel ve kültürel-politik durumlara bağlıdır. Çünkü sadece gözlerimizle görmeyiz. Kültürel formasyonun yön verdiği zihin de neye nasıl bakmamız gerektiğini bize söyler. Tarih içinde gördüğümüz şeyler, bize kendilerini oldukları gibi sunmak yerine tanımlandıkları gibi sunarlar. Modern insan için Rönesans perspektifi, “dünyanın perspektifi” haline gelmiştir. İnsanın görüşü böylece tarihsel olarak koşullandırılmıştır: Sanat bize nasıl görmemiz gerektiğini öğretmiştir.

Rönesans’a İtiraz

Panofsky, kitabının birinci bölümünde sanat teorisyenleri tarafından öteden beri nesnelliğin bir aracı veya en azından bir ölçüsü olarak kabul edilmiş olan Rönesans perspektif sistemini analiz eder. Ona göre, perspektifin inşası görenin görmeyi hangi yollarla belirlediğini bize yansıtır. Rönesans resminde tamamen akılcı bir mekânın oluşumunu sağlayan “merkezî perspektif” çok önemli iki varsayımı ima eder: Birincisi, biz tek bir durağan gözle görürüz; ikincisi, görüş konisinden geçen düzlem kesiti görsel imgemizin yeterli bir yeniden üretimidir. Oysa perspektife dikkat edilerek çizilmiş bir resmin, retinadaki resimle örtüştüğünü söylemek pek doğru değildir.

Yazar, “retina görüntüsü” ile “görsel imge” arasında fark olduğunu vurgular ve dünyayı gözlerimizin gördüğü şey olarak temsil ettiği iddia edilen perspektife karşı çıkar. Perspektif, asıl olarak, şeyleri belli bir bakış açısından algılanan görüntüyle retinadaki görüntüyü bir tutarak görmek için, bakışın türlü yollarla terbiye edilmesini gerektirir. Tepegözler gibi tek bir sabit gözle önümüze dosdoğru bakmayı şart koşar. Diğer taraftan, kişisel ya da kültürel eğilimlerimizin gördüğümüz şeyi anlamlandırmasına izin vermez. Oysa “retina görüntüsü” bize düzlemde değil, içbükey bir yüzeyde algılanan şeylerin şekillerini gösterir. Rönesans teorisyenlerinin sorunu, gözün gerçekte bir düzleme değil de bir kürenin iç yüzeyine yansıtma yaptığını hesaba katmadan, düz bir çizginin her zaman düz olarak algılandığını öne süren perspektif kuralı doğrultusunda hareket etmeleridir. Oysa perspektif kuralı gereği, bir resimde ya da görsel imgede düz çizgiler düz yansıtılırken göz onları eğri olarak algılar.

Dünyayı Taklit mi, Düzenlemek mi?

Panofsky, perspektifin retina açısından gerçekçi olmadığını öne sürdükten sonra can alıcı soruyu sorar: Eğer dünyadaki nesneleri gözümüzle eğri görüyorsak, neden perspektif kuralına göre yapılmış bir resmin dünyayı gerçekte gördüğümüz gibi temsil ettiğini öne sürüyoruz? Bu noktada onun cevabı, Foucault’nun Kelimeler ve Şeyler’de söylediğiyle aynıdır: Çünkü kültürümüzün düşünce sistemi bize bunu dayatmaktadır. Perspektif kuralları geometrik açıdan ne kadar geçerli olursa olsun, Panofsky için asıl mesele, niçin gördüğümüz şeyi resmetmek için geometri disiplinini kullanmaya eğilim gösterdiğimizdir. Görme biçimlerimiz değiştiği için modern perspektif antik perspektiften farklılaşmıştır. Modern insanın, Rönesans resimlerinin temsilî tutarlılığını kabullenmesi ve perspektif kuralına fotoğraftaki gelişmelerin de “desteği”yle itaat etmesi, düşünce sisteminin dönüşümüyle bağlantılıdır. Modern insan, içinde yaşadığı mekân sisteminin, akılcı bir düzen adına, düz çizgisel bir şekilde kurulmasını söyleyen felsefi bir dünya görüşüne sahiptir. Bu dünya görüşünün sanatsal ifadesi olarak perspektif kuralına göre yapılan bir resim, yalnızca dünyayı taklit etme çabasını değil, aynı zamanda dünyayı belli bir tarzda düzenleme arzusunu da yansıtır.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova