ISBN13 978-605-316-156-1
13x19,5 cm, 192 s.
Liste fiyatı: 24.00 TL
İndirimli fiyatı: 19.20 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Feride Çiçekoğlu diğer kitapları
Vesikalı Şehir, 2007
Şehrin İtirazı, 2015
AYIN ARMAĞAN KİTABIAYIN ARMAĞAN KİTABI
Diğer kampanyalar için
 
İsyankâr Şehir
Gezi Sonrası İstanbul Filmlerinde
Mahrem - İsyan
Yayına Hazırlayan: Yeşim Tabak, Semih Sökmen
Kitap Tasarımı: Feride Çiçekoğlu, Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mart 2019

Vesikalı Şehir (2007) ve Şehrin İtirazı (2015) kitaplarının ardından, onlarla tematik süreklilik içinde yazılmış olan İsyankâr Şehir’in temel soruları şunlar: Zamanın ruhu ile dişil özneliğin ilişkisini nasıl anlayabiliriz? Kadınların kendi hikâyelerinin kahramanı olmaları, üzerlerindeki tüm baskıya rağmen “şehre çıkmaları”, Gezi direnişi sonrasında yapılan bazı filmlere nasıl yansıdı, neyi değiştirdi? Ya da şehre çıkmak çözüm olmadığında, kadınlar şehrin içinde, hanelerde sıkışıp kaldıklarında durumlarını nasıl sorguluyorlar? Kadınların mahrem-isyanıyla erkeklik krizini nasıl bir arada düşünebiliriz? Feride Çiçekoğlu kitabı için şunu söylüyor:

"Önceki iki kitap gibi İsyankâr Şehir de filmlere dışarıdan bakan metinlerle, İstanbul mekânlarına dair benim kendi hikâyelerimi iç içe örerek ilerliyor... Bir filmin senaryosunu yazarken mekânı ve zamanı, ya da çekim esnasında kameranın yerini değiştirince değişen bakış açısını hatırlatıyor bu bana. Aynı karakterlerin farklı yüzleri, yan yana ama birbirine değmeden akıp giden hayatlardan geriye kalan bambaşka hikâyeler. Sonunda kendime de bu üçlemeyi bitirebilecek başka bir gözle bakabildiğim bir ömürlük yolculuk."

İÇİNDEKİLER
Bu sefer metrobüste
Başlarken

Kapalıçarşı

1. Zamanın Ruhu

M ’den Babylon Berlin’e
Vesikalı Yarim’den Kayıp Şehir’e
Sabiha’dan Aysel’e

Ihlamur Ağacının Altı

2. Şehre Çıkmak
Nefesim Kesilene Kadar, Emine Emel Balcı, 2015
Mustang, Deniz Gamze Ergüven, 2015
Toz Bezi, Ahu Öztürk, 2015

Abbasağa Parkı

3. Haneye Sıkışmak
Kasap Havası, Çiğdem Sezgin, 2015
Kaygı, Ceylan Özgün Özçelik, 2017
Taksim Hold’em, Michael Önder, 2017

Yeldeğirmeni
Tuzdan Kaide, Burak Çevik, 2018

Ada Vapuru

Notlar

Kitapta Kullanılan Görseller
Kaynakça
 
OKUMA PARÇASI

Vesikalı Yarim’den Kayıp Şehir’e, s. 44-48

1950’lerden itibaren Yeşilçam filmlerine de yansıyan sokak kadını tiplemesinin İstanbul’a göçle gelenler ya da şehrin çeperinde kalanlar açısından değişen cinsiyet rollerine, kadınlık ve erkeklik hallerine dair anlatıları şekillendirdiğini söylemek mümkün. Aynen 1920’ler Weimar Almanyası’ndaki gibi 1950’ler ve 1960’lar Yeşilçam sinemasında da sokaklarda gezen, hele “gece gezen kadınlar”, sokak kadını, kötü kadın ya da yuva yıkan kadın olarak ötekileştirilir, mahkûm edilir, sistem dışına atılarak ataerkil ailenin birliği korunmaya çalışılır.

Yeşilçam’ın İstanbul temsilleri açısından bir başlangıç kabul edilebilecek İstanbul Geceleri (Mehmet Muhtar, 1950) veya klasik Yeşilçam’a örnek verilebilecek Gurbet Kuşları (Halit Refiğ, 1964) gibi filmlerde “kötü kadın” felakete sebep olan, ölüme, ya da ailenin yıkımına yol açandır. Yeşilçam sinemasının Vesikalı Yarim gibi istisnai ve kült bir örneğinde ise şehre ve toplumsal cinsiyet rollerine dair parametreler korunmakla birlikte, izleyicinin “öteki” kadınla ve şehrin metropol haliyle özdeşleşmesi sağlanır (Çiçekoğlu 2007). Vesikalı Yarim filminin Sabiha (Türkân Şoray) karakteri Yeşilçam kalıplarına sığmaz. Filmin kült bir filme dönüşmesinin, Çok Tuhaf Çok Tanıdık (Abisel ve diğ. 2005) yanıyla kalıcı hale gelmesinin nedeni de budur. Bu açıdan Vesikalı Yarim filminin Sabiha karakteriyle, Kayıp Şehir dizisinin Aysel (Gökçe Bahadır) karakteri aynı çerçevede ele alınabilir ve ikisinin kimliğinde şekillenen çokkatmanlı metropol imgesi üzerinden şehrin değişimi okunabilir (Yanıkkaya 2015: 153-56).

Mekânsal olarak İstanbul’un değişimi ile metropolde toplumsal cinsiyet rollerinin dönüşümü ekseninde “öteki” kadın kimliğini Sabiha ve Aysel üzerinden örneklerken Gezi öncesi atmosferine dair ipuçları derlemek mümkün müdür? Sabiha’nın metropolle özdeşleşmesi ailenin dışına atılıp “öteki” haline gelmesiyle gerçekleşirken, Aysel’in aile tasavvurunda “öteki” olanların ağırlık kazanmasını karşılaştırabilir miyiz? Bu dönüşümü İstanbul’un modernleşme serüveninde daha ileri bir adım olarak görmek mümkün müdür? Ve nihayet zamanın ruhu açısından baktığımızda 2013 Mart ayında, yani tam Gezi direnişinin öncesinde yayından kaldırılan Kayıp Şehir bize o döneme dair ne tür ipuçları verebilir? Bu sorularla Gezi sonrası filmlere bakacağım parametreleri saptamaya ve gerçeklik ile temsil (mimesis) arasındaki ilişkileri kavramak için bir çerçeve oluşturmaya çalışıyorum.

Vesikalı Şehir kitabında Vesikalı Yarim filmini bir “ihlal filmi” olarak nitelerken tek başına şehre çıkan kadınları sokak kadını olarak dışlayan, pederşahi ailenin birliğini esas alan hâkim görüşü ihlal edişini kıstas almıştım.

Fahişe/ anne, ya da mekânsal ifadesiyle sokak kadını / ev kadını ikiliği, yani şehirlerin sinemaya yansıyan suretlerinde kadınlara atfedilen ve Berlin için 1920’lerde, İstanbul için 1950’lerde yaygınlaşan parçalanmış kimlik Vesikalı Şehir kitabının çıkış noktasıydı. Vesikalı Şehir sinemada kadının erkek bilincinde birbirine karşıt isimler ve sıfatlarla ifade edilen edilgen özelliklerine odaklanmış, dünya sinemasından Yeşilçam’a bu karşıtlığa dair örnekler üzerinden ilerlemişti (Çiçekoğlu 2007: 18-19).

Vesikalı Şehir’e ilham kaynağı olan Vesikalı Yarim filminin kadın kahramanı Sabiha (Türkân Şoray) erkek bilincinde ikiye bölünmüş kadın kimliğini içselleştirmiş, sokak kadını ile ev kadını karşıtlığını görünür kılmıştı. Halil’e (İzzet Günay) âşık olunca önceki kendinden emin, şuh kadından eser kalmıyor, Sabiha kendini eve kapatıp Halil’in yolunu gözleyen, “burası daha önce barınaktı, şimdi ev oldu,” diyen birine dönüşüyordu. Sonunda Halil’in ailesine yeniden kavuştuğu manava uzaktan bakıp yalnız ve mutsuz haliyle şehrin sokaklarına geri dönerken, bir erkek kalabalığının arasından bize doğru yürüyor ve seyirci olarak bizim onunla özdeşleşip hüznünü anlamamızı sağlıyordu. Bu açıdan Sabiha tek boyutlu bir tiplemenin dışına çıksa da, sonunda hayatıyla ilgili kararı kendisi vermiyor, kendi hikâyesinin öznesi olamıyor, kurban konumunu aşamıyordu.

Sabiha’dan Aysel’e

Vesikalı Şehir kitabı öznelik meselesine odaklanmadığı için Sabiha’nın şehrin sokaklarına dönüşünün kendi kararıyla olmadığının da altını çizmiyor, bizim Halil’le değil de Sabiha’yla özdeşleşmemizin olumlu yanını vurgulamakla yetiniyordu. İsyankâr Şehir’in referans noktası artık Vesikalı Yarim’in Sabihası değil, Kayıp Şehir’in Aysel’i. Nasıl 2017’de Babylon Berlin dizisi demokrasinin bir çoğunluk diktatörlüğüne dönüştüğü zamanın ruhunu yansıtıyorsa Kayıp Şehir dizisinin de 2010’lu yılların başlarındaki isyan halini yansıttığını söyleyebilir miyiz? Bu bölümün cevabını aradığı soruyu böyle özetleyebiliriz.

Mary Anne Doane modern anlamdaki femme fatale imgesinin 19. yüzyılda ve Paris’te ortaya çıkmasının tesadüf olmadığını, fahişelik ve oyunculukla eşleştirilen bu imgenin kadınların serbestçe sokaklarda gezebilir hale gelmelerinin, kamusal alana çıkmalarının ve görünürlük kazanmalarının sonucu olduğunu söyler (Doane 1991: 263). Doane’e göre şehrin korkutucu bilinmezliği ile kadının erkek tahayyülündeki tehdit edici gizemi örtüşür ve metropolden duyulan korku ile evin sınırları dışına çıkmaya cesaret edebilmiş kadının oluşturduğu tehdit iç içe geçer. Andreas Huyssen erkek açısından bu durumu “yutmaya hazır dişilliğin yarattığı korku” diye özetler (Huyssen 1986: 52-53).

Film noir türüyle özdeşleşen femme fatale imgesinin 1940’lı yıllarda Hollywood’da ağırlık kazanması ise, kadınların oy hakkını elde etmelerinin ardından savaş şartlarında üretime katılmalarına, giderek daha fazla görünür olmalarına, güç kazanmalarına ve bu nedenle erkek bilincinde yarattıkları tehdit algısına atfedilir (Kaplan 1998). Ancak femme fatale imgesinin film noir ile sınırlı olmadığını, Weimar şehir ve sokak filmleri döneminde kurgulandığını biliyoruz (Mennel 2008: 22-37). Aynı imgenin yerel şartlara, kültürel özelliklere ve film türlerine göre farklı biçimlerde tezahür edebileceği, geniş katılımla derlenen 2010’lu yıllara ait iki çalışmayla yeniden örneklenmiştir (Hanson ve O’Rawe 2010, Farrimond 2018).

Türkiye’nin 1950 sonrası modernleşmesinde İstanbul’un dayanılmaz cazibesi, çekim gücü, bilinmezliği ve tehlikesi ile şehirde kendi başına ve serbestçe dolaşabilen kadının yarattığı tehdit algısının özdeşleştirilmiş olmasını ve bu anlatının özellikle 1950’lerde ve 1960’larda en popüler kültür ürünü olan Yeşilçam filmleri üzerinden yaygınlaştırılmış olmasını bu çerçevede görmek gerekir. Bu açıdan bakıldığında Sabiha ve Aysel’in İstanbul ile iç içe geçen “kötü kadın” imgelerinin yaklaşık yarım yüzyıl arayla hem örtüşen hem de farklılaşan yanları var. En önemli örtüşme, her ikisinin de kamusal alana adım atabilen, hatta aynı sokakları arşınlayan, Beyoğlu civarında gezebilen kadınlar olmalarıdır. En önemli fark ise Sabiha’ nın parçalanmış kimliğine karşın, Aysel’in “başka Aysel yok” diyen özgüvenli duruşudur.

Vesikalı Yarim filmine geleneği temsil eden görüntülerle, bir cami minaresi fonunda bostandan manava mal taşıyan Halil’le gireriz. Halil o gece arkadaşlarıyla felekten bir gece çalmaya Beyoğlu’na gider ve Şen Pavyon’da Sabiha’ya rastlar. Sabiha’nın evi de şehrin merkezindedir, Halil ise şehrin çeperinde yaşar. Galata Köprüsü o yıllarda geceleri geçişe kapandığı için Halil evine dönemez ve Sabiha’da kalır. Birbirlerine âşık olurlar, ancak Halil evli olduğunu Sabiha’ya söylemez. Sabiha bunu öğrenince Halil’den uzak durmak için eski hayatına dönmüş gibi yapar. Kavgalar, yaralamalar ve cezaevi kesintileriyle sürüp giden bir macera yaşarlar. Sonunda ayrılık kaçınılmazdır (Çiçekoğlu 2007: 108-17).

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Evrim Kepenek , "Feride Çiçekoğlu’nun İsyankar Şehir'i Okurla Buluştu", bianet.org, 18 Mart 2019

Yazar Feride Çiçekoğlu’nun İsyankar Şehir: Gezi Sonrası İstanbul Filmlerinde Mahrem İsyan isimli kitabını okurla buluşturdu. Kitap, yazarın daha önceki yıllarda kaleme aldığı "Vesikalı Şehir" ve "Şehrin İtirazı" kitaplarını tamamlayıcısı niteliğinde.

“Kadınların üzerlerindeki tüm baskıya rağmen şehre çıkmaları, Gezi Direnişi sonrasında yapılan bazı filmlere nasıl yansıdı, neyi değiştirdi?” sorusunu kendisine dert edinen kitap, Zamanın Ruhu, Şehre Çıkmak, Haneye Sıkışmak gibi bölümlerden oluşuyor.

Yazar kitabın “Başlarken” bölümünde, “Zamanın Ruhu” başlıklı kısımda zamanın ruhu ve dişi özneyi düşündüğünü belirtiyor:

“Kitabın kavramsal referanslarını oluşturabilmek için çelişkilerden yola çıkıyorum, Hannah Arendt’in hayat hikayesinden. Onun farklı dönemlerde ya da şartlarda söylediklerine, yazdıklarına ve yaşadıklarına bakarak zamanın ruhuna dair bir izlek oluşturmaya çalışıyorum.”

“Kadınlar baskıya rağmen şehre çıkıyorlar”

Kitabın, ”Şehre Çıkmak” başlıklı bölümünü de yine “Başlarken” kısmında açıklayan Çiçekoğlu, şunları söylüyor:

“Kadınların kendi hikayelerinin öznesi oldukları hikayeler anlatan bu üç filmin genç kadın karakterleri üzerlerindeki baskıya rağmen şehre çıkıyorlar.”

Kitabın üçüncü bölümü ise “Haneye sıkışmak” başlığını taşıyor ve bu bölümde de üç film irdeleniyor.

Kamusal alanlardan güncel filmlere geçiyorsunuz

Görsellerle de desteklenen kitap kent ve kadın direnişi arasındaki ilişkiye dair hafızayı da canlı tutuyor. Çünkü, kitapta, İstanbul’un bazı kamusal alanlarına dair de yer alıyor. Bu mekanların en dikkat çekenleri ise, Kapalıçarşı, Abbasağa Parkı ve Yel değirmeni. Yazarın bu mekanların kendi anılarında tuttuğu yer ve güncel film konularına dair ilişki kurması geçmişten şu ana uzanan bir film izliyorsunuz hissini yaşatıyor.

Gezi sonrası filmlerine odaklanıyor

Çiçekoğlu’nun penceresinden, Gezi Direnişi sonrasında sinemaya ve televizyon dizisine aktarılan “Kayıp Şehir”, “Mustang”, “Toz Bezi”, “Nefesim Kesilene Kadar”, “Kaygı”, “Taksim Hol’dem”, “Kasap Havası”, “Tuzdan Kaide” filmlerindeki kadın, direniş ve kent kavramları üzerine düşünme şansı da yakalıyorsunuz.

Kitaptan

Toz bezi, Ahu Özyurt

"Söyleşi için buluştuğumuzda Ahu Öztürk’e ilk sorum Toz Bezi’nin afişiyle ilgili oldu. Filmi birkaç kez dikkatle izlemiş olmama rağ­men afişteki o ferah görüntüyü, kadınların şehre çıkmasına dair va­purdan görünen o güzel İstanbul karesini bulamamıştım. Atılan bir sahneden miydi o görüntü, yoksa afiş için özel olarak mı çekilmişti? Öztürk görüntünün ada vapurundan çekildiğini, senaryoda var olan ancak sonradan kullanılmayan bir sahneye ait olduğunu söyledi. Filmde olmayan bir karenin afişte yer alması baştan niyet öyle ol­masa da bence bir merak unsuruna dönüşmüş. Uzaktan ışıklarını seçtiğimiz İstanbul’a karşı filmin karakterleri Hatun (Nazan Kesal) ve Nesrin’i (Asiye Dinçsoy) yan yana görmek anlatıya çok yakışmış. Onları zihnimizde yaşatmamızı ve hikâyelerine devam etmemizi sağlıyor, bunu söyleyerek başlamak isterim.

"Toz Bezi şehre dair, şehrin farklı semtlerine, o semtlerdeki hayat tarzı farklarına, sınıfsal ilişkilere, semtler arası dinamiklere dan- bir film gibi okunabilir; hem hane içinin dışıyla, hem de semtlerin bir- birleriyle etkileşimini görsel olarak yansıtma konusunda çok zengin ve katmanlı bir film. Pencereler, pencerelerdeki perdeler ve demir­ler, iç mekânla dış mekânı ayıran, özellikle de kadınlar için mekân­lar arası bir arayüze benzeyen bu saydam yüzeyler filmde öne çıkı­yor. Farklı semtlerin pencereleri ve o pencerelerden gördüklerimiz de değişiyor. Bazen karşı duvara asılmış eylem afişleri, bazen ferah bir gökyüzü ve ağaçlar. Kadınlar pencereden bakarken sokakta gör­düklerine dair düşüncelerini tahmin ediyoruz, ruh hallerini okuya­biliyoruz, biz sokaktan baktığımızda perdenin ve demirlerin arka­sındaki yüzlere dair düşünüyoruz. İzleyici olarak bizimle filmdeki kadınlar arasında da bir arayüz oluyor pencereler.

"Pencereden bakma eyleminin özellikle bu coğrafyadaki dişil ya­nını, kafes ardından sokağa bakmanın kültürel bir kod olduğunu ha­tırlarsak, mekân temsiline dair bu tercihin bilinçli yapıldığını söy­leyebilir miyiz? Bu duygunun başarıyla verilmiş olmasında ekibin neredeyse tamamının kadınlardan oluşmasının etkisi var mı? "

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova