ISBN13 978-605-316-106-6
13x19,5 cm, 120 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Çalgın, 2006
Son Akşam Yemeği, 2014
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Soner Demirbaş, "Bir şairin şiirini bir okurda sınaması: Efsus'a Yolculuk", Şiirden Dergisi, Ocak-Şubat 2018

Yücel Kayıran’ın Efsus'a Yolculuk adlı şiir kitabı Metis Yayınları’ndan Ekim 2017’te çıktı. Hayaline Firar Edemeyenlerin Afsunu (Ekin, 1997), Beni Hiç Göremezsin (Ekim, 2004), Çalgın ve Son Akşam Yemeği adlı şiir kitaplarıyla tanıdığımız Kayıran’ın Felsefi Şiir (YKY, 2007), Kritiğin Toprağında (YKY, 2010) ve Şiirimin Çeyrek Yüzyılı (Günümüz Türk Şiiri Üzerine Makaleler) (YKY, 2016) adlı eleştiri kitapları da var. Kayıran Beni Hiç Göremezsin ile 9. Altın Portakal Şiir Ödülü’nü (2005) almış ve 2005 Altın Portakal Şiir Ödülü Sempozyumu’nda sunulan bildirilerden oluşan “Yücel Kayıran Şiiri ve ‘Beni Hiç Göremezsin’” adlı kitap da okurla buluşmuştu.

Bir önceki şiir kitabında (diğer kitaplarını da dahil ederek) şiirleriyle felsefe yapmadan dizelerle felsefi göndermelerde bulunan Kayıran'ın Efsus'a Yolculuk'unda bu göndermelerin daha da yoğunlaştırdığına tanık oluyoruz. Tabii ki bu göndermeler okuru şiirden ıralayıp düzyazının handikaplarını içinde taşıyan (sadece) felsefi söylemlere yöneltmiyor; derin imgelerle okuru sarmalamanın olanaklarını yaratıyor ve Efsus'a Yolculuk'un uzun soluklu bir okuma gerektirdiği bilgisini de veriyor; "kurumuş ot olmak istedim.. kuru ve ot/... peşimi bırakmadı bu imge"

Türk şiirinde tek bir şiirle bütünlüklü bir kitap oluşturup okuru uzun soluklu bir yolculuğa çıkaran örneklerin sayıca az olduğunun da altını çizecek olursak Efsus'a Yolculuk'a çıkacak olanların aralarda derin nefes alarak ilerlemesinin faydalı olacağını belirtmek gerekir. Bu ara nefeslerde okurun karşısına Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Oktay, Yahya Kemal Beyatlı, Nâzım Hikmet, Enver Gökçe, Bertolt Brecht, Marcus Aurelius, Sophokles, Tevfik Fikret, İmri'u'l Kays ve Lebid bin Rebia gibi konuklar da çıkacaktır.

Terry Eagleton Şiir Nasıl Okunur?'da şiirin yalnızca bize söylenen değil, bize yapılan bir şey olduğunu söylerken bir şiirin dilinin onun fikirlerinin de oluşturucusu olduğunu hatırlatır. Kayıran'a göre bütün mesele kendi kendinin nedeni olabilmekte şiir söz konusu olduğunda. Bu bağlamda kitabını yaparken okuru kitabı yapanın çocukluğundan başlamasından çok, yol boyunca okurun kendi çocukluğundan başlayarak ilerlemesinin de işaretlerini-fikrini veriyor ve atmosferini yaratıyor. "ne zaman yıkıldı doğrularıma inancım/ ve yönüm kendi yoluma çevrildi" dizeleriyle kendine ('ben'e) giden yola çıkılmış oluyor böylelikle. Olduğu yerde olan bir ben'e işaret eden şair yolculuk ve sorgulama süresinde 'varoluş' meselesini de gündemde tutmayı deniyor.

Tabii ki 'dile getirmek' gibi bir derdi olan her şairde görülebileceği gibi Kayıran da kendi kendini kazımaktan vazgeçmeden içe, dibe ve derine kelimelerle gitmeyi göze alıyor. Hem şairler değil midir dili keşfedilmemiş metinleri bulmak için kendi içlerine inen; kendi içlerine inerken bunu kelimelerle öteki'nin de metinleri haline getiren?! Bu minvalde bir 'başlangıç' gerekecektir şaire ve okurunu da o başlangıçtan başlamaya çağıracaktır anlatısında. Burada 'olası-ben'e varmak için kendi mahvını da göze almak gerekecektir kuşkusuz.

Varoluşun dehşeti, şiddeti ve saçmalığı karşısında onu aşabilmek için sorgulamada bulunurken insan kendine varmak için kimi zaman insanlardan da uzaklaşabilecektir. Ama doğal olana yaklaşabilmek ve insanın insanla yeniden buluşmasının anlamlı olanaklarını hele hele kelimelerle yaratmak için şair de şiire bel bağlayacaktır. Kayıran da gökyüzüne ulaşmak isteyen, kökleri dibe doğru inen ağaçlar gibi bu yolculukta "yok rüzgârdan başka nefes" diyerek şiirle nefes aldırıyor okura ve akan suyun kokusunu duyumsatıyor.

"varacağı yere vardı, yazgısı yazılı artık içimdeki oğlanın", "içerlemeden olma içerdeki oğlan" diye seslenen şiirin öznesi yolun, şairin, belki de okurun varacağı-vardığı yerin hep kendisi olacağını imlemektedir. Kayıran, geçmişin bastırılmış bir çocukluk gibi pusuda beklemediğini söylerken bugünün verili dünyasını, kapitalizmi "ipotek, parsel, varsıllar, kredi, kazanç, para, banka, arazi, üretim, sistem, market, benzinlik, devlet, kâr" gibi kelimeleri şiirin içine alarak eritmeye-eleştirmeye çalışmaktadır. Böylesi bir eleştiriyi yapan anlayışın, şairin ve şiirin de bir gelecek tasarımını sunması gerekecektir okura. Bunun için ise insanın elinden alınan hayal gücünün tekrar iade edilmesini isteyecektir. Verili olanın dışında istenilen bir dünyada yaşayabilmek için ise kardeşler (eşitler) arasında başlayan yarışın sona erdirilmesini istemek gerekecektir. Kazanmanın da iktidara ait bir şey olduğuna işaret eden şair "bir sınava girmektense dünyayı terk etmek gerekir" diyerek Beckettvari bir söylemde bulunacaktır. Kardeşler arasındaki sınıf farkının anlamsızlığına vurgu yapan şair "arkadaşlık birlikte yaşamak demektir/ kardeşlik, birlikte büyümekte yaralı" diyecektir. Diyalektiği hiçbir zaman göz ardı etmeden paylaşımdan ve dayanışmadan da söz eden şair "eşit işe eşit ücret fikrini savunmak neden suç" ve "herkese ihtiyacına göre gibi mesela" dizeleriyle bu savını güçlendirmektedir.

Efsus'a Yolculuk'un sayfaları arasında ilerledikçe geçmişten şimdiye coğrafyamızın acı bilgisi de dokunacaktır okura. Sözgelimi, zamanında-geçmişte yaşanan sokağa çıkma yasaklarının yerini şimdide dışarıdayken de içeride olmanın halleri alacak ve "şehirde veya taşrada olmanın" bir farkı olmadığı dile getirilecek; ancak insanı ayakta tutacak olanın ise gelecekte varolmak duygusu olduğunu hatırlatılacaktır şair tarafından. Bu nedenle de sık sık 'olası-ben'e vurgu yapar Kayıran.

Kitap boyunca dipten ve derinden yaşanmışlıklara, uyku ve uyanıklık hallerine (ki "uyku.. dünyanın geriye doğru çekilmesidir çocuklukta"); toplumsal bilinçaltına ve bilinçaltına atılma biçimlerine; kendinden yola çıkıp kendine varma durumlarına; içte yaşananlara-birikenlere de vurgu yapıyor Kayıran, zamanı geldiğinde hatırlamak üzere; "akıntı, suyun dipten akmasıyla alakalı../ bize yapılanların yıllar ilerledikçe dibe doğru inmesi gibi". Kayısı ağacının hafif bir rüzgârda birbirine sürtünmesini ve seslerini şiir içindeki kelimeleri birbirine sürterek duyurup müzikle ve şiirle sağaltıyor kendini şair, kendine giden yolda.

"anlatan değil anlatılan olmalı hikâyemizin öznesi, farklı bir anlatı şarttı" dizesiyle hakikati dile getirerek şiirini de kendi ve bizim hikâyemiz (her-ben) üzerine kuran Yücel Kayıran'ın Efsus'a Yolculuk'u kolay kolay bitirilemeyecek bir yapıt konumuna geliyor. Sonuç olarak; "mağlupların kanıyla sulanmış bu toprak/ tan kurdum dilimin ve şiirimin harcını/ sözcük ruhumdur benim," diyen bir şairin şiirini bir okurda sınamasıdır Efsus'a Yolculuk diyebiliriz.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova