ISBN13 978-975-342-860-6
13x19,5 cm, 104 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Irk, Tarih ve Kültür, 1985
Hepimiz Yamyamız, 2014
Uzaktan Yakından, 2018
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Yücel Kayıran, "Batı üstünlüğünün sonu mu?", Radikal Kitap, 18 Mayıs 2012

Lévi-Strauss, Batının kendini ilerleyen bir uygarlık diye tanımladığını, diğer uygarlıkların da, bu ideali benimsediğini belirtiyor.

Claude Lévi-Strauss ile Niall Ferguson’un kitaplarını bir arada değerlendirmem biraz tuhaf görülebilir. Biri yapısalcı antropolojinin babası, diğeri 20. yüzyılı küresel bağlamda ‘okuyan’ bir modern çağ tarihçisi. Biri, 1943 doğumlu ve 2009’de aramızdan ayrıldı, diğeri ise 1964 doğumlu ve kuşağının en önemli tarihçisi olarak görülüyor. ‘Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji’ ile Uygarlık: Batı ve Ötekiler’den söz ediyorum. Her iki kitabın da hareket noktasını oluşturan temel problemin, batı üstünlüğünün sona erişi durumunu dile getiriyor oluşudur. Lévi-Strauss, 1986’da yapıyor tespitini ve “Batının kültürel üstünlüğünü yitirmiş olmasına” dikkat çekiyor; Ferguson ise, biraz Britanyalı bir kibirle, bugün ortaya çıkan ve yaşanmakta olan bir fenomene, “uygarlığın doğululaşmasına” işaret ederek, “beş yüzyıllık Batı üstünlüğünün sona erişi” durumunu yaşadıklarını dile getiriyor. Bu tespit, başkaları tarafından da dile getirilmişti. Örneğin Immanuel Wallerstein, ‘Bildiğimiz Dünyanın Sonu’ ve ‘Amerikan Gücünün Gerileyişi’ adlı kitaplarında, bu tezi, kapitalizm fenomeni bağlamında tartışıyordu.

Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji’, Lévi-Strauss’un, 1986 yılında Tokyo’da sunduğu üç konferans metninden oluşuyor. “Batının Kültürel Üstünlüğünün Sonu”, “Çağdaş Dünyanın Üç Büyük Sorunu: Cinsellik, Ekonomik Gelişme ve Mitik Düşünme” ve “Kültürel Farklılığın Takdir Edilmesi: Japon Kültüründen Öğrendiklerimiz”. Bu konferans metinlerine bir üst başlık olarak kitabın adını da, Lévi-Strauss’un kendisi seçmiş.

Batı tipi uygarlık modeli

Lévi-Strauss, yaklaşık iki yüzyıldır, Batı uygarlığının kendini, ilerleyen bir uygarlık diye tanımladığını, diğer uygarlıkların da, bu ideali benimsediğini ve Batı uygarlığını örnek almak zorunda olduklarına inandıklarını belirtiyor. Batı uygarlığı, gerek siyasi kurumlarıyla, gerek toplumsal örgütlenme biçimleriyle, gerekse bunları esinleyen felsefe birikimiyle “kişisel hayatlarında daha fazla özgürlük, kamusal işlerin yönetiminde daha fazla sorumluluk kazandıracağına dair ortak bir inancın” oluşmasını sağlamıştır. Ama artık günümüzde, yani bu konferansların verildiği 80’li yıllarda, Batı tipi uygarlık modeli, bu ideali yitirmiş durumdadır, ona göre. Çünkü totaliter ideolojiler yaygınlaşmış, milyonlarca insan soykırıma maruz kalmış, ırkçılık fikri ve eğilimi aşılamamıştır. Lévi-Strauss’un bu belirlemesinin yanında, bu sorunların aşılması bakımından, antropolojik analizini hesaba kattığımızda, Batı düşüncesinin, sorunlar karşısında çabasını yitirmediğini söyleyebiliriz.

‘Uygarlık: Batı ve Ötekiler’ de, Ferguson’un, Türkçeye daha önce tercüme edilen ‘İmparatorluk’ ve ‘Paranın Yükselişi’ kitapları gibi bir solukta okunan bir kitap. Bu kitap da, geçmişin oluşum sürecini analiz eden akademik tarihçilerin çalışmaları türünden bir çalışma değil. Ferguson, önceki kitaplarında olduğu gibi, günümüzde yüz yüze gelinen bir problemden hareketle, o probleme yol açan süreci tarihini analiz etmekte. R.G. Collingwood’u kendisine rehber edindiğini söyleyen Ferguson’a göre, “davranışlarımızda esas almamız istenen durumu daha berrak görmek amacıyla tarihi inceleriz.” İnsanlar, genellikle geçmişten çok gelecekle ilgilenirler. “Aslında tekil anlamda gelecek diye bir şey yoktur, sadece çoğul anlamda gelecekler vardır. Çok sayıda tarih yorumu yapılsa da, tek bir geçmiş vardır.” Fergusan’a göre, iki sebepten dolayı geçmişten vazgeçemeyiz: Geçmiş, büyük bir çoğunluğun birikmiş tecrübesini bize sunar ve tek güvenilir bilgi kaynağımızı oluşturur. Ancak günümüzün en önemli sorunlarından biri, Ferguson’a göre, kronoloji üzerinde durulmaması ve yeni kuşakların, tarihi, bizim kuşağın öğrendiğinden daha az öğrenmesinde ortaya çıkmaktadır. Unutulmamalı ki, tarih bilincinden yoksunluk, kronolojinin göz ardı edilmesinde ortaya çıkar. Kuşkusuz kronoloji bilgisi tarih bilinci değildir ama tarih bilinci, tarihselleştirme yapabilmek için, kronolojiyi göz ardı etmeme dikkati üzerine kuruludur.

Ferguson’un tarih metodolojisinin önemi üzerinde durmasının nedeni, ‘uygarlık’ın temel konusu ve problemi olan “beş yüzyıllık Batı üstünlüğü artık bitti mi?” sorusunun batılılar için önemi bakımından rastlantısal değil. Ferguson, sorunun yanıtını, “batı üstünlüğünün tam olarak nelere dayandığını” ortaya koyarak arıyor. Başka bir deyişle, öncelikle, “Batı niçin ötekilere egemen oldu?” sorusunun peşine düşüyor. Ona göre, Batıyı ötekilerden ayırt eden küresel gücün asıl kaynaklarının “rekabet”, “bilim”, “mülkiyet hakları”, “tıp”, “tüketim toplumu”, “çalışma ahlakı” gibi altı yeni kurum manzumesi ve onlarla bağlantılı fikirler ve davranışlar olduğunu ileri sürüyor. Ve bu altı manzumenin her biri ayrı bir bölümde irdeleniyor. Kitabın bilinçaltında, önümüzdeki on yıl içinde, ABD’yi, gayri safi yurtiçi hâsıla bakımından geride bırakma ihtimali daha yüksek görünen Çin’in sanayi devrimini sürdürme yönündeki gelişiminin yer aldığını belirtmek gerekir.

'Bizim' için değil

Ferguson’un, Batı üstünlüğüyle ilgili fakat insanın ölüm yaşı olgusu bakımından, geçmiş ile günümüz arasındaki önemli bir ayrıma dikkat çekiyor. “geçmişte çoğu insan ya genç ölürdü ya da genç ölmeyi beklerdi.” Batı uygarlığı, bu süreyi uzattı. Dolayısıyla “hayatımız, sadece süre açısından değil, daha yüksek maddi rahatlık düzeyi açısından da, geçmişte yaşamış çoğu insanın hayatından çok farklı.” Genç yaşta ölmek beklentisi, “geçmişin uygarlıklarını kuran insanlardan çoğunun gençken dünyaya katkıda bulunmalarını da getirdi.”

‘Uygarlık’, ötekiler yani bizim için yazılmış bir kitap değil, Doğuda ortaya çıkan sanayi devrimi karşısında panikleyen Batılılar için yazılmış bir kitap. Nitekim, “Batı’yı ötekilerden ayıran şeyler artık tekelimizde değil” diyor Ferguson. Ona göre bugün söz konusu olan, Batı işleyiş tarzının gerileyişi değil, hemen her yerde serpilme içinde oluşudur. Çünkü “geri kalan dünyada gittikçe artan sayıda insan Batılılar gibi uyuyor, duş alıyor, giyiniyor, çalışıyor, oynuyor, yiyip içiyor ve geziyor.” Dahası Ferguson’a göre, siyasal çoğulculuk, düşünce özgürlüğü, hukuk üstünlüğü, mülkiyet hakları gibi kurumsal avantajlara, Batı, ötekilerden daha fazla sahip. Lévi-Strauss’un kitabını ve zamanını hesaba kattığımızda, bu durum, bize, söz konusu kaygının bütün topluma yayıldığını göstermekle birlikte, Batılı sağ entelijansinın tekrar özgüvenini kazandığını gösterir.

Bir soruyla bitiriyorum: Ferguson, ‘Uygarlık’ta, Atatürk için kurduğu cümleyi, Churchill için de kurar mı acaba?

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2019. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova