ISBN13 978-975-342-618-3
13x19,5 cm, 228 s.
KAMPANYADA
Liste fiyatı: 28.00 TL
İndirimli fiyatı: 12.00 TL
İndirim oranı: %57.14
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Türker Armaner diğer kitapları
Kıyısız, 1997
Taş Hücre, 2000
Dalgakıran, 2003
Hüküm, 2016
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Doyma Noktası
7. Basım
Liste Fiyatı: 18.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Tahta Saplı Bıçak
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2007

Türker Armaner'in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak, kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını; gerek bireysel, gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman. 1979 yazında, hayali sahil kasabası Karanca'da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak, karakterlerin bellekleri ile 1960'ların, 1930'ların Istanbul'unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım'ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin'ini kapsıyor.

“Leonard, geniş, boş, dümdüz bir açıklıktaydı. Gökyüzü, ara sıra geçen zeplinlerle kararıyor, sonra yeniden parlak, çiğ bir ışıkla doluyordu. Tam karşısında, granit ve taştan yapılmış bir bina vardı. Her şey, hep istediği gibi, muntazam ve temizdi.

“Münevver Hanım yeryüzünün yaşadığı kıyımdan tümüyle kendini sorumlu tutuyordu. Aynada gördüğü bu kadında suçluluk belirtisi yoktu; ona dönüş yolunu değil, ancak dönülecek bir yol olmadığını anlatabilirdi.

“Mutfağın ışığını kapatırken, gündüz orada Nuri Bey ile öldürdükleri yılan aklına geldi, tekrar küpün olduğu yere baktı. ‘Bizi sadece korku bir arada tutuyor, başka hiçbir şey değil,’ dedi, yukarıya çıktı.”

OKUMA PARÇASI

XVII. Bölümden, s. 160-163

Uzayan ilkbahar yağmurları nedeniyle kayık o yaz denize hiç indirilmemişti.

Nuri Bey mayıs ayında gelip kayıkhanede macun çekmiş, kalafat atmış, ıskarmozları yenilemiş, ama dinmek bilmeyen yağışlar, kayıkhaneden rahat insin diye gres sürdüğü kızağı kullanmasını engellemişti. Hava birkaç gün önce düzelmiş olmasına rağmen Nuri Bey "İlk kez Erkan'ın geldiği gün yüzdürürüz," dediği için de beklemişlerdi.

Serdar plastik botuyla açılıp yüzmeyi de seviyordu.

Evden bir süreliğine uzaklaşmak istedi, temkinli olması gerektiğini anladığı için limana ya da çarşıya gitmek yerine, denize açılmaya karar verdi.

Saatine baktı, yediyi geçiyordu. "Hava iyice kararmadan gidip dönerim," diye düşündü, saatini çıkarıp kayıkhanede bıraktı, nemden korumak için bota örttüğü muhafazayı kaldırdı, havasına baktı, kucaklayıp yürüdü, denize bıraktı, biraz itti, içine atladı. Sakin suda rahatça kürek çekiyordu.

On dört sene önce alınan, yazlıkta ...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

A. Ömer Türkeş, “Taşrada misafir hazırlıkları”, Radikal Kitap Eki, 20 Temmuz 2007

Zaman ve mekan ilişkisi üzerine makalelerini okuduğumuz Türker Armaner, ilk romanı Tahta Saplı Bıçak'ta da bu kavram çiftine dayalı bir hikâye kurgulamış. İstanbul yakınlarındaki hayali bir sahil kasabası Karanca'da geçen bir gün, her bir roman karakterindeki zaman ve mekân algılarıyla geniş bir zamana ve coğrafyaya yayıyor.

1979 yılı yazında, eski ve köklü bir İstanbul ailesinin son fertlerinin yaşadığı bir evdeyiz. Üç kardeş, Münevver Hanım, Nuri Bey ve Nigar Hanım maaşlarını, bankadaki birkaç kuruşu bir araya getirerek aldıkları artık kimselerin rağbet etmediği Karanca'daki evlerinde sessiz ve sakin bir hayat sürdürüyorlar. Münevver Hanım, günlerini kırk yıl önce öğrenciliği sırasında Berlin'de yaptığı bir hatanın kefaretini öder gibi geçiren emekli bir profesör. Evde karısı Emine ve lise çağlarındaki oğlu Suat'la birlikte oturan Nuri Bey, de...

Devamını görmek için bkz.

Metin Celal, "Tahta Saplı Bıçak", Cumhuriyet Kitap Eki, 16 Ağustos 2007

"1979 yılının Haziran ayında, Karanca'daki yazlık evde sıradan bir gün yaşanıyor". Evin sakinleri bir İstanbul ailesi, orta yaşı geçmiş üç kardeş. Münevver Hanım, Nigar Hanım ve Nuri Bey, biriktirdikleri paralarla, "yazlık niyetine on sene önce alınan eski Rum evi"ndeler. Onlarla birlikte Nuri Bey'in karısı Emine, on bir yaşındaki oğlu Suat ve kardeş torunlarının üniversite çağındaki oğlu Serdar kalıyor. Amsterdam'da Hukuk Doktorası yapan ve tatil için İstanbul'a yeni dönmüş Erkan'ın kendilerini o gün ziyarete gelmesini bekliyorlar. Erkan, sevilen ve takdir edilen, sözlerine önem verilen bir genç. Hemen herkesin Erkan'la konuşacak konuları, tasarıları var. Erkan'ı bekler, konuşacakları şeyleri düşünürken, geçmişe, hayatlarındaki dönüm noktalarına dönüyorlar.

Türker Armaner'in ilk romanı Tahta Saplı Bıçak, ilk sayfalarında bize Çehov'un Vişne Bahçesi'ni...

Devamını görmek için bkz.

Sinan Ovacıgil, “Türker Armaner, Karanca”, Virgül, Posta Kutusu köşesi, sayı 116, Mart 2008

Merhaba Türker Bey... Tahta Saplı Bıçak’ı okuyalı neredeyse bir ay oluyor... Ama kitaplığın rafına bir türlü kaldıramadım. Benimle birlikte evin içinde dolaşıp duruyor romanınız da... 1939-79 yılları arasında gidiş gelişlerle örülen ve sadece bir günü anlatan Tahta Saplı Bıçak, 1980’i nasıl kolay sindirdiğimizi de gözler önüne seriyor bir yandan... Romanınızın orasını burasını günlerdir yeniden yeniden okuyor, kendi hayatım içinde gidip geliyor, sanki hayatımı yeniden tasnif ediyorum. Hatıralarımı... Hayatın bir hatıralar silsilesi olduğunu varsayarsak, ki saymalıyız bence. Onları nerede eğip büktüğümü, kendi gerçekliği içinden çıkarıp istediğim gerçekliğin içine oturttuğumu anlamaya çalışıyorum. Bu anlamda Tahta Saplı Bıçak beni kışkırttı. Tahta saplı bıçak –en d...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova