ISBN13 978-975-342-917-7
13x19,5 cm, 200 s.
Liste fiyatı: 26.50 TL
İndirimli fiyatı: 21.20 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Gerbrand Bakker diğer kitapları
Yukarıda Ses Yok, 2011
AYIN ARMAĞANI KİTABIAYIN ARMAĞANI KİTABI
Kullanılmış Biletler
1. Basım
Liste Fiyatı: 41.00 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Dolambaç
Özgün adı: De omweg
Çeviri: Türkay Yalnız
Yayıma Hazırlayan: Özde Duygu Gürkan
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mayıs 2013
2. Basım: Şubat 2020

2013 Independent Yabancı Edebiyat Ödülü

Adının Emilie olduğunu söyleyen Hollandalı bir kadın Galler'in kuzeyinde eski bir çiftlik evine taşınır. Kocasını ve eski hayatını terk edip gelmiştir buraya – ama neden? Neden ancak bir süreliğine kiraladığı bir çiftliğin bahçesini güzelleştirmeye adar kendini? Neden bucak bucak kaçar herkesten? Ve neden kaçmadığı tek kişinin —bir geceliğine çiftlikte konaklayan ve ardından kalmaya devam eden bir genç adamın— varlığı ona hem mutluluk hem acı, hem huzur hem de endişe verir? Kimin nesidir, nasıl bir kadındır bu "Emilie"?

Her şeyi bir çırpıda anlatan bir roman değil Dolambaç; kafamızdaki soru işaretleri yavaş yavaş, "Emilie"nin eski hayatına dair hatıraları ve hâlâ Hollanda'da olan kocasının onu arama süreci sayesinde siliniyor, taşlar yerine oturuyor.

Duygusallığa kaçmadan okurda güçlü duygular uyandıran, yalın cümlelerle en karmaşık durumları resmedebilen, karakterlerin iç dünyalarını ve ruh hallerini uzun uzadıya anlatmadan okura "hissettirebilen" bir yazar Gerbrand Bakker. Anlatımın sadeliğiyle içeriğin yoğunluğu keskin bir tezat oluşturuyor. Dolambaç da bu meziyetlerden nasibini fazlasıyla almış, son derece kendine özgü, içe işleyen bir roman. Yukarıda Ses Yok adlı romanıyla Uluslararası Dublin IMPAC ödülünü alan Gerbrand Bakker, Dolambaç ile de 2013 Independent Yabancı Kurgu Ödülü’nün sahibi oldu.

OKUMA PARÇASI

Açılış bölümü, s. 11-16.

1

Bir sabah erken porsukları gördü. Birkaç gün önce keşfettiği ve gün ağarırken görmek istediği taş çemberin yanında dolaşıyorlardı. Barışçıl, biraz hantal ve ürkek hayvanlar olduğunu düşünmüştü hep, ama kavga ediyor, tıslıyorlardı. Çiçeğe bürünmüş dikenli katırtırnağının içinde aheste aheste kayboldular onu görünce. Havada hindistancevizi kokusu vardı. Ancak ilerilere bakılınca seçilebilen patikadan geri dönüyordu: varlığını paslı kissing gate' lerden,(1) çürümüş stile'lardan(2) ve üzerinde muhtemelen yürüyen bir adamı temsil etmesi amaçlanmış işaretler olan tek tük direklerden çıkarabildiği bir patika. Otlar çiğnenmemişti.

Kasım. Rüzgârsız, nemli. Porsuklar mutlu etmişti, gitse de gitmese de taş çemberde olmalarından memnundu. Otlu patika boyunca kadim ağaçlar vardı, pütür pütür boz yosunla kaplı, dalları gevrek. Gevrek ama hâlâ yapraklı, sağlam; ağaçlar yılı...

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Özlem Akıncı, “Yalnız kalmak mümkün mü?”, Notos Edebiyat Dergisi, Ekim-Kasım 2013

Yalnız kalmak mümkün mü?

Gerbrand Bakker (daha çok Garbner Bakker adıyla tanınıyor) Amsterdam Üniversitesi’nde Hollanda Dili ve Edebiyatı okuduktan sonra Clusius College’da bahçıvanlık eğitimi aldı ve profesyonel bahçıvan oldu. Önemli mi? Değerli. Hollanda edebiyatını akademik açıdan cebine koymuş, bayağı bir yol alıp kırklı yaşlarına ermiş, üstüne üstlük ömrünü doğayı gözlemlemekle geçiren bir yazarın elinden çıkmışsa bilge bir kitap olmalıydı Dolambaç. Bakker da bahçıvanlıkla yazarlığın birbiriyle bağdaştığını, sonbaharda dökülen yaprakları tırmıklarken çıkan sesin insanı bilinçaltında dolaştıracak kadar büyüleyici bulduğunu söylüyor. Hatta bir keresinde bir köşede biriktirdiği yaprak yığınını dağıtıp yeniden topladığını da anlatıyor. Yayıncısının yüz satır baskısıyla dilini yalınlaştıra...

Devamını görmek için bkz.

Melisa Kesmez, "Çok uzaklara gitmenin romanı", Sabit Fikir Dergisi, Temmuz 2013

''Dolambaç, edebi gösterişten, bir hikayeyi güzel göstermek ve enteresan kılmak için sergilenen yazar çabasından uzak, tertemiz bir metin. Gereksiz diyalogları, gereksiz sahneleri yok.''

Aklımı Gezi Parkı’ndan alıp, edebiyatın hülyalı alemine getirmenin her şeyden zor olduğu, bir kitabın başına oturup, kendimi sokaktan soyutlayarak kesintisiz okuma yapmanın imkansızlaştığı günlerde, bir kitap okumayı başardım. 19 günde 319 sayfa! Bazen Gezi’de ağaçların gölgesine yayılıp, bazen evde bir gözüm Twitter’da, bazen okuduğumu anlamayıp başa dönerek, bazen günlerce elimi süremeyerek… Bahsettiğim kitap Gerbrand Bakker’in Dolambaç’ı. Hayatın başka zamanına denk gelse daha iyi olurdu diyeceğim bu roman, yine de taşı gediğine koydu. Nasıl yaptı bilmem, bir yolunu buldu, yanımda taşınmaktan paralanmış kapağı, e...

Devamını görmek için bkz.

Melike Uzun, ''Kendine yolculuk'', Birgün Kitap Eki, 20 Temmuz- 30 Ağustos 2013

Dolambaç, gerçek adını romanın sonuna kadar öğrenemediğimiz bir kadının kaçış öyküsü. Bu kaçış soyguncuların ya da casusların heyecan verici kovalamaca öykülerine benzemiyor elbette. Kendinden kendine yol alış, bazıları için bol hareketli Grange romanlarından daha ilgi çekici olabilir. Benim için de öyle. Kişinin içsesinin casusluğundan daha ilgi çekici ne olabilir ki? Bu türden bir casusluk öyküsü insanı hem kendisinin hem de ötekilerin düğümlerinin çözümüne götürebilir. Sonunda okuyucunun da ortak edildiği üstü kapalı bir aydınlanma da vardır. ''Dolambaç'' bu türden romanlardan.

Gücünü olaylardaki gerilimden değil, karakterin zihninde olan biteni anlatışındaki içtenlikten alıyor. Anlatım üçüncü tekil kişi olmasına karşın, içten içe anlatıcıyla anlatanın aynı kişi olduğu seziliyor. Bu durumda bir erkeğ...

Devamını görmek için bkz.

Metin Celâl, ''Dolambaç'', Cumhuriyet Kitap Eki, 4 Temmuz 2013

Emilie, Amsterdam’ı, kocasını, anne-babasını, işin terk etmiştir. Bu terk etmenin bir kaçış olduğunu anlıyoruz sayfalar ilerledikçe. Nereye gittiğini kimseye bildirmemiştir. Cep telefonu kapalıdır. Hollanda’yı terk etmeden önce banka ve kredi kartı hesaplarından kendisini birkaç ay geçindirecek para çekmiş ve iz bırakmadan kaybolmuştur.

Emilie, bulunduğu yöreyi tanıyıp, kır hayatına alışmaya çalışırken yavaş yavaş geride bıraktığı hayatına dair küçük parçalar da ortaya çıkmaya başlar. Yanında Emily Dickinson’ın Collected Poems’ini (Toplu Şiirler) getirmiştir. Dickinson hakkında çok ayrıntılı bir biyografi hatta şairin bir de çerçeveli resmi vardır. Büyük yatak odasını çalışma odası haline getirmiştir. Ama hiç çalışmaz. İlerleyen sayfalarda Emily Dickinson’ın şiirleri hakkında bir doktora çalışması yaptığını ama üniversitedeki görevinden tatsız bir olay sonucunda ayrılmak zorunda kaldığı içi...

Devamını görmek için bkz.

Ömer Ayhan, ''Yabancılaşmanın romanı'', Kitap Zamanı, 1 Temmuz 2013

Son on yılda Hollanda edebiyatından dilimize çevrilen roman sayısında gözle görülür bir artış var. Gerbrand Bakker birçok ülkede okur bulan Hollandalı yazarların başında geliyor. Türkçede Yukarıda Ses Yok adıyla yayımlanan ilk romanı, Orhan Pamuk’un 2003’te Benim Adım Kırmızı’yla lâyık görüldüğü International IMPAC Dublin ödülünü aldı. Önceleri gençlik edebiyatı alanında eserler veren Bakker, yetişkinler için yazdığı ilk romanla kırkından sonra uluslararası üne kavuştu. Geçtiğimiz günlerde dilimize çevrilen üçüncü romanı Dolambaç ile İngiltere’nin saygın gazetelerinden Independent’ın Foreign Fiction ödülüne değer görüldü.

Anglo-Sakson edebiyat dünyasında şansı yaver giden Bakker’in Dolambaç’ı yalın ve ekonomik diline rağmen okur için kolay bir roman değil. Gerçek adını ancak romanın son sayfa...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova