ISBN13 978-605-316-125-7
13,5x21,5 cm, 504 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Görme Biçimleri, 1978
G., 1984
Ve Yüzlerimiz, Kalbim,
Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
, 1987
O Ana Adanmış, 1988
Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı, 1989
Düğüne, 1996
Fotokopiler, 1997
2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus, 1997
Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar, 1999
Kral, 2001
Buluştuğumuz Yer Burası, 2006
A'dan X'e, 2008
Kıymetini Bil Herşeyin, 2009
Bento’nun Eskiz Defteri, 2012
Uçuşan Etekler, 2014
Bir Fotoğrafı Anlamak, 2015
İstanbul'dan Gelen Telefon, 2016
Hoşbeş, 2016
Sanatla Direniş, 2017
Portreler (sert kapak), 2018
Yedinci Adam, 2018
Manzaralar (karton kapak), 2019
Manzaralar (sert kapak), 2019
Top Sende, 2020
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Nilay Örnek, "Portreler", K24, Aralık 2020

John Berger en son üniversitede “görme biçimleri”mi değiştirmişti, yıllar sonra Portreler'iyle 2020’me derman oldu.

Yıllar yılı da beni başka diyarlara götüren bir tavşan, bir “merak dolabı” yahut bir “çiçek dürbünü”, sanatı, sanatçıyı, insanı anlama, farklı bakma rehberi, ilginç portre ya da bakış açılarıyla tanışma fırsatı olacak...

Portreler, Berger’in hayatı boyunca sanat ve sanatçılar hakkında kaleme aldığı yazılardan oluşan iki ciltlik kitabının ilki, diğeri Manzaralar imiş. Manzaralar bende yok. Metis Yayınları’ndan ikisi de...

Kitabı hazırlayan Tom Overton’un, John Berger’in hikâyeciliğini anlatışıyla başladığı Portreler, 74 “portre” üzerinde duruyor. Chauvet mağara resimleriyle başlayıp Louvre’da ilk gördüğümde beni şaşkına çeviren Feyyum portreleriyle ilerleyen kitaptaki her kısa yazı, insana yeni bir merak alanı, insan-dönem hikâyesi, yeni bir felsefi evren ya da görme biçimi sunuyor.

Yazarımız, Caravaggio’dan Goya’ya, Henri Matisse’den Jackson Pollock’a portre portre farklı zaman ve mekânlarda, ruhlarda gezerken açık ya da gizliden sorular soruyor ve yanıtı arayışına beni de ortak ediyor...

Albrecht Dürer misal ona “Bir kimse neden kendi resmini yapar?” sorusunu sordurmuş, Fernand Leger ise günlük nesnelerin resimdeki yerini...

Böyle yazınca ağır, ağdalı bir şey gibi duyulmasın; ilkokul yaşında bir çocuğum olsa misal, ona her bir portreyi okumak isterdim. Bazı kelimeleri anlamazdı muhtemelen... Büyüğü de olsam bazı terimleri ben de ilk kez duyduğumu söylerdim de, gülerdik belki... Ama kitapta bilinçli olarak siyah beyaz tutulmuş resimlerin üzerine konuşmak için kesin vakit ayırır, internette o ressamı ve eserlerini daha fazla görmek için zaman geçirirdik...

“2020’me derman oldu” demem biraz da ondan.

Berger’in her portresi ayrı film.

Kitap falı bakar gibi açıyorum bir portre. Belki 5 sayfa. Ama o 5 sayfa, bazen saatler, bazen günlerce bir portreye, eserlere bakmamı sağlıyor.

Bir müzede ya da galeride sergilenen sanat eserini seyrettikten sonra, yaratıldığı atölyeye girmeye çalışırım. Ve orada, oluşum sürecinin hikâyesine ilişkin bir şeyler öğrenme umuduyla beklerim. Hikâyeye içkin umutlara, seçimlere, hatalara, keşiflere dair bir beklenti. Kendi kendime konuşur, atölyenin dışındaki dünyayı gözümde canlandırır, belki tanıdığım ya da asırlar önce ölmüş olan sanatçıya seslenirim. Kimi zaman yaptığı bir şeyden yanıt gelir. Hiçbir zaman bir neticeye varılmaz. Bazen her ikimizi de şaşırtan yeni bir alan açılır. Bazen de soluğumuzu kesen –bir gizin açığa çıkması gibi soluk kesici– bir hayal dünyası belirir.”

John Berger’in o umudu da, merakı da, keşif heyecanı da, insani anlayışı da, empatisi de yazılarından okunuyor. Anlattığı portreler üzerinden bir John Berger portresi de çiziliyor. İnsan onu okurken insana yaklaşıyor.

“O kitap” sorulduğunda onlarcası aklımdan geçti. 2020 hem “çok var”, hem “çok yok” bir yıl olduğundan kafam da karıştı; “Onu bu yıl mı okudum?”

Belki beni daha çok etkileyen başka bir kitap olmuştur ama Portreler’i ayrı bir yere koymak isterim...

Bir de son anekdot...

Geçenlerde gazeteci-belgeselci Coşkun Aral ile “Nasıl Olunur” isimli podcast’im için söyleşiyorduk. Coşkun Abi, Abidin Dino ile yakın dost, Paris’teki zamanının çoğunu onunla geçirmiş. Pek çok pazar günü de Dino’nun evine bir dostu gelir, Aral da onlara omlet yaparmış. Peki kim bu dost? Coşkun Abi’nin o dönem fark etmediği şekilde John Berger... Ben de ekleyeyim; Coşkun Aral’ın, peynirli ve maydanozlu omletini pek seven Berger, Portreler’de Abidin Dino’dan da, Nâzım Hikmet’ten de söz açmayı ihmal etmemiş...

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova