 | | ISBN13 978-605-316-445-6 | | 13x19,5 cm, 112 s. |
|
| Görme Biçimleri, 1978 | | G., 1984 | Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü, 1987 | | O Ana Adanmış, 1988 | | Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı, 1989 | | Düğüne, 1996 | | Fotokopiler, 1997 | | 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus, 1997 | | Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar, 1999 | | Kral, 2001 | | Buluştuğumuz Yer Burası, 2006 | | A'dan X'e, 2008 | | Kıymetini Bil Herşeyin, 2009 | | Bento’nun Eskiz Defteri, 2012 | | Uçuşan Etekler, 2014 | | Bir Fotoğrafı Anlamak, 2015 | | İstanbul'dan Gelen Telefon, 2016 | | Hoşbeş, 2016 | | Sanatla Direniş, 2017 | | Portreler (sert kapak), 2018 | | Yedinci Adam, 2018 | | Portreler (karton kapak), 2018 | | Manzaralar (karton kapak), 2019 | | Manzaralar (sert kapak), 2019 | | Top Sende, 2020 | | Yaranın Sayfaları, 2024 | | Uykuya Yatmak, 2025 |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | | Önsöz, s. 20-21 Hayatımda ilk kez, Londra’daki İşçi Eğitim Derneği’nden düzenli maaş aldım. O sıralar resim yapıyordum. Haftada üç gün akşam üzeri metroyla Edgware’e gidiyor ve London Transport’un otobüs şoförleri ve görevlileriyle sanat sohbetleri yapıyordum. Hepsinden gençtim ve o zamanın modası, saçlarım bir hayli uzundu. Otobüs görevlilerinden bazıları hobi olarak yaptıkları resimleri bana gösterirdi. Ötekiler, farklı nedenlerle, resimlerin nasıl ya da neden yapıldığını merak ederdi. Bana hoşgörü göstermelerinin nedeni sanırım onlardan fazlasıyla aykırı olmamdı. Ama bana inanmazlık da etmezlerdi. Öyle ki beni bir tür davetsiz uzman gibi görüyorlardı. “Geçen hafta bize bir sürprizde bulundun,” demişlerdi. “Bakalım bu hafta ne göstereceksin?” Kitaplar ve çay fincanları götürürdüm onlara. Görevli personelden birinin yaptığı keki yiyip çaylarımızı yudumlarken, sayfaları çevirirdik... Onların benden öğrendiklerinden daha fazlasını ben onlardan öğrendim. Hayatlarındaki boşluk hakkında fikir edindim – her birininki az da olsa birbirinden farklıydı. Edindikleri sanatsal deneyimle bu boşluğu dolduracaklarını umuyorlardı. Hayatın sanatı nasıl kucaklayabileceğini iyi kötü görmeye başladım. Yıllar geçti, artık yazar olmuştum.Yazdığım bazı kitaplar resim ve ressamlar hakkındaydı. Yazarken ilham aldığım Wolfflin, Antal, Max Raphael, Klingender, Ortega y Gasset, Hauser, Berenson, Friedlander, Walter Benjamin ve diğer bazı filozof ve sanat tarihçilerine minnettarım. Ne var ki ben bir sanat tarihçisi değilim. Çok tezcanlıyım ve daha çok şimdiki zamanda yaşıyorum. Eski eserlere daha yakından bakmak istediğimde onları çizerek kopya ederim. (Tiziano’nun tablolarını yaptığım gibi.) Ne var ki bu sadece bir el hareketidir, tarihsel bir anlamı yoktur. Çizerken bir anlığına da olsa, ustanın vizyonuna dokunmaya çalışırsınız – elim sende oynar gibi. Beni hâlâ çok şaşırtan şey Edgware’deki o akşamlardan birinde ilk kez karşılaştığım soru oldu. Bir sanat eseri bir kez yaratıldıktan sonra, nasıl yeniden hayata dahil olur? Ne vaat eder? Bu konuda hâlâ anlatılacak hikâyeler vardır ve her hikâyede olduğu gibi, bunlar uydurulmaktan ziyade takip edilmelidir. Kızım Katya, bir yığın sanat kitabının arasında büyüdü. Daha sonra seyahat edecek, çeşitli müzelere gidecek ve oradan bana kartpostallar gönderecekti. Resimlerden ziyade gördüğü yerler, filmler, hayvanlar ve çeşitli diller hakkında konuşurduk. Bana Venedik’ten ilk kartı gönderdiğinde, cevap vereceğini umarak, ben de yazdım ona. Ve cevap geldi. Böylece başladı hikâyemiz. John Berger P. S. Katya Fransızca yazıyordu. Anadili Fransızcaydı, benimkiyse İngilizce. Çok sonra Katya benim mektuplarımı Fransızcaya çevirdi. Ben de onunkileri İngilizceye. Bu kitapta benim İngilizce çevirilerimi kullandık. |