ISBN13 978-975-342-866-8
13x19,5 cm, 288 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
İmgenin Halleri, 1995
Bahisleri Yükseltmek, 2011
Turgut Uyar ve başka şeyler, 2016
Tehlikeli Dönüşler, 2017
Polemikler, 2019
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Necmiye Alpay, “Kopuk zincir, bağlanan zincir”, Milliyet Kitap Eki, 14 Haziran 2012

Orhan Koçak, şiir alanının bir numaralı eleştirmeni ve okumaya doyamadığımız bir denemecidir. Uzun süre onun kitap yayımlamamasından, dergilerde çıkmış yazılarına ulaşamamaktan yakındık. Ve nihayet bir yıl kadar arayla iki kitabının çıkması biz okurlarını çok mutlu etti. İlki Bahisleri Yükseltmek, ikincisi Kopuk Zincir.

Kopuk zincir deyimi, yazarımızın meramı başka olsa da, bizim için daha çok Koçak ve şiir okumalarımızdaki kopukluklardan önemli bir bölümünün giderilmesi anlamına geliyor. Böylece bir araya gelen 19 yazı, modern şiire bakış temelinde Yahya Kemal'den Bedirhan Toprak'a bir dizi şairle ilgili.

Kitabı okurken Koçak'tan öğrenmenin bende yalnızca bilinç üzerinden değil, bilinçdışı süreçlerden de yürümüş olduğunu görüyorum. Bunun en önde duran belirtisi, 'şiire maruz kalmak' terimi oldu. Birkaç yıl önce, şiir çözümlemeyle ilgili bir soruşturmaya verdiğim yanıtta 'kendini şiire maruz bırakmak' biçiminde kullandığım ve hayli önemsediğim bir terimdir bu.

Bilmeden hatırlamak

Şimdi ise Kopuk Zincir’i okurken bu terimi benden epey önce Koçak'ın "Şiirin Sesi ve Eleştiri" başlıklı yazısında kullanmış olduğunu görüyorum. İlk yayımlandığında okumuşum bu yazıyı, ve terim gerçekte benim için çok eski olan bir yöntemi kusursuz bir biçimde adlandırarak bilincimin bir yerlerine yuvalanmış. İşin hoş yanı, kitapta Koçak'ın başka bir vesileyle bu tür durumları söz konusu edip kavramlaştırdığını görmek oldu: Oktay Rifat ve Tanpınar'la ilgili bir konuyu tartışırken, 'bilmeden hatırlamak' diyor Koçak (s. 63, dipnot). Tam isabet.

Bilmeden hatırlamak, maruz kalmanın bilinçdışı etkileriyle ilgili olmalı. Ve sonuçta bilinç düzeyine çıktığında kâbusa da dönüşebilen ünlü etkilenme endişesiyle! Koçak kitabın bir yerinde, "her şiir kendi bacağından ama başka şiirlerin, önceki şiirlerin çengeline asılır" diyor (s. 188). Eleştiri de başka eleştirilerin çengeline asılıyor, çeşitli bilinç düzeylerinde.

Maruz kalmak, kitaptaki "Şiirin Sesi ve Eleştiri" başlıklı yazının odaklarından biri. "Şiirin... duyusal varlığına maruz kalmalıdır okur" diyor Koçak (s. 55).

“En sevdiğim yazarlar...”

Duyusal varlık derken, görüntüden çok sesi kastediyor: "Bu şiirin sesine yeterince maruz kalmışsak..." (s. 61). Kendisiyle yaptığım bir söyleşide, resim ve roman dahil diğer alanlarda da hatırı sayılır yazılar yazmış olmakla birlikte daha çok şiir eleştirmeni olmasını ses meselesine bağlamıştı. Hatta, maruz kalma meselesine. Şöyle demişti:

"Türk Edebiyatı içinde beni asıl çarpan, etkileyen yazarlar, daha çok şairler... yani zihnimde hâlâ seslerini duyduğum insanlar. Ben bu seslerle varım... O sesler şairlerin sesleriydi. Onun için daha çok şiirle ilgilendim. Ama dünya edebiyatındaki bazı en sevdiğim yazarlar romancıdır." (24. 8. 2007 tarihli Radikal Kitap)

Bence Koçak'ın şiirin sesi konusunda söyledikleri onun yazılarındaki ses için de söylenebilir. Bu yazıları okumaya doyamayışımızda ses ve genel olarak anlatım özelliklerinin hatırı sayılır bir payı var. Takıldığı çengellerin izlerini taşısa da, imzasız yayımlansa kimindir bileceğimiz kadar bambaşkadır onun yazıları. İlgilendiği şiiri bir kesit halinde değil de bir süreç içerisinde ve belirli bir uzaklığı koruyarak açımlar. Bu amaca hizmet eden ("-yordur", "-yorlardır") kipindeki yüklemler ses etkisinin başlıca yüklenicileri. Ve genel etki böylece aruz dahil bilinen bazı ses sanatlarının da devreye girdiği anlamsal bütünü oluşturuyor.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova