ISBN13 978-975-342-041-9
12.5x19.5 cm, 128 s.
Liste fiyatı: 17.50 TL
İndirimli fiyatı: 14.00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Murathan Mungan diğer kitapları
Mahmud ile Yezida, 1980
Osmanlıya dair Hikâyat, 1981
Taziye, 1982
Kum Saati, 1984
Son Istanbul, 1985
Sahtiyan, 1985
Cenk Hikâyeleri, 1986
Kırk Oda, 1987
Lal Masallar, 1989
Eski 45'likler, 1989
Yaz Sinemaları, 1989
Mırıldandıklarım, 1990
Yaz Geçer, 1992
Geyikler Lanetler, 1992
Yaz Geçer - Özel Basım, 1992
Oda, Poster ve Şeylerin Kederi, 1993
Bir Garip Orhan Veli, 1993
Kaf Dağının Önü, 1994
Metal, 1994
Ressamın İkinci Sözleşmesi, 1996
Murathan ' 95, 1996
Li Rojhilatê Dilê Min / Kalbimin Doğusunda, 1996
Başkalarının Gecesi, 1997
Paranın Cinleri, 1997
Başkasının Hayatı, 1997
Dört Kişilik Bahçe, 1997
Mürekkep Balığı, 1997
Dağınık Yatak, 1997
Oyunlar İntiharlar Şarkılar, 1997
Metinler Kitabı, 1998
Üç Aynalı Kırk Oda, 1999
Doğduğum Yüzyıla Veda, 1999
Meskalin, 2000
13+1, 2000
Erkekler İçin Divan, 2001
Çocuklar ve Büyükleri, 2001
Soğuk Büfe, 2001
Yüksek Topuklar, 2002
7 Mühür, 2002
Timsah Sokak Şiirleri, 2003
Yazıhane, 2003
Yabancı Hayvanlar, 2003
Erkeklerin Hikâyeleri, 2004
Eteğimdeki Taşlar, 2004
Çador, 2004
Kadınlığın 21 Hikâyesi, 2004
Bir Kutu Daha, 2004
Beşpeşe, 2004
Elli Parça, 2005
Söz Vermiş Şarkılar, 2006
Büyümenin Türkçe Tarihi, 2007
Kâğıt Taş Kumaş, 2007
Yedi Kapılı Kırk Oda, 2007
Kullanılmış Biletler, 2007
Dağ, 2007
Kadından Kentler, 2008
Eldivenler, hikâyeler, 2009
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, 2009
Hayat Atölyesi, 2009
İkinci Hayvan, 2010
Gelecek, 2010
227 Sayfa, 2010
Stüdyo Kayıtları, 2011
Kibrit Çöpleri, 2011
Şairin Romanı, 2011
Doğu Sarayı, 2012
Aşkın Cep Defteri, 2012
Bir Dersim Hikâyesi, 2012
Tuğla, 2012
Mutfak, 2013
189 Sayfa, 2014
Merhaba Asker, 2014
Kadınlar Arasında, 2014
İskambil Destesi, 2014
Mezopotamya Üçlemesi, 2014
Harita Metod Defteri, 2015
Güne Söylediklerim, 2015
Solak Defterler, 2016
Aşk İçin Ne Yazdıysam, 2016
küre, 2016
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda , 2017
Edebiyat Seferleri İçin Vapur Tarifeleri, 2017
Tren Geçti, 2017
Çağ Geçitleri, 2019
Hamamname, 2020
AYIN ARMAĞANIAYIN ARMAĞANI
Ajanda 2021 / Hayat Memat
1. Basım
Liste Fiyatı: 9.50 TL yerine armağan
Diğer kampanyalar için
 
Omayra
Yayın Yönetmeni: Müge Gürsoy Sökmen
Kapak Tasarımı: Bülent Erkmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 1993
8. Basım: Kasım 2016

1986-93 tarihli şiirler yer alıyor Omayra'da. İlk üç kitabı Osmanlıya dair Hikâyat, Kum Saati ve Sahtiyan'ın sesini 90'lı yıllarda sürdüren bir niteliği var kitabın. 1993 tarihli "Hazar Kaplanı" kitabın bizce en güzel şiirlerinden biri:

Hazar Kaplanı

yazgı ol yazı

düş kaplanı

düş kaplanın düştüğü suya

geçme karanlık duvar

uykun haram başka birine

sol elinde unuttuğun yazı

sırtında sırtlandığın sınırlar

bunca yıl uykusuz çeteciler gibi bekledim başını

bunca yıl saklandığın dağları içimde taşıdım

soyun tükendi ama ardında hâlâ avcıların var

değişmedi hayat hakkındaki yırtıcı tasavvurun

ormanını aydınlatan birkaç ışık yılı

ve ütopyalarını gömdüğün parçası kayıp haritalar

orman kapladı yazımı. orman seğiriyor tenimde sen ilerledikçe

taşların düşünü gören taşıl katmanlar

aralanırlar

dünyanın başlangıcında yer alan madenler, bitkiler

ve ilk gecelerinin düşünü gören kelimelerle

yazgı ol yazı

düş kaplanı

düş kaplanın düştüğü suya

korkma yoktur

geçilmez karanlık

yıkılmaz duvar

gideceği yolları sırtında taşıyan

sevdiğine kemer

düşmanına kamçı

hazar kaplanı

düştüğümüz yolları bize yamayan yolculuk

geçit vermiyor başka birine

yolunu şaşıran sığınak

dilin tuzağında göçebe

yeni mekânlarda giydiğimiz çemberler

bizi yineler

bizi yineler

bir yanımız vecdin kanı

anonim sicil

bir yanımız yüzyılın bombardımanı

episteme episteme

kullanılmış bütün yüzyıllar

geriniyorken gövdemizde

bir hazar kaplanı duruyor ayaklarımın ucunda

uyuşmuş ağaçlar öğle üzeri buhur

güneşin testisi yanı başımızda, ayın sateni, ışığın suyu

ve başka şeyler

Babil yıkılırken toprağa karışmış

kimselerin bilmediği o eski kelimeler

başkalarına giz gelen görünüşümüze

eşlik eder

kendimizden yepyeni bir burç yarattık, yalnız ikimizden

takvimleri döndürüyoruz taş saatlerde

bir biz biliyoruz ayın zamanını

ölçülmeyen yüzyılların ölçüleriyle

güneşe karşı yekpare bir akının içinde

gidip geliyoruz tarihe başka bedenlerle

hazar kaplanı seyrek hayvan benim hayvanım

gidelim artık buradan bu çağa kalmayalım

tarih toza dönüşür

yılan tadında efsane yürür bizimle

gövdenin tenha benleri

uzak yıldızlar gibi

kaderlerimizi belirler

amber günleriydi

safran gizleri

tekin olmayan çağlardan ve coğrafyalardan geçiyorduk

ölü kelimelerin aydınlanma anlarında

görünüyorduk başkalarının gözlerine

yalnızca bir an görünüyor

sonra karışıyorduk Ahura Mazda'nın göndereceği

ergimiş metal seline

içine kapandığın, içine döndüğün söyleniyor

yalınlığın, soylu titreşimin

buharlaştırıyor gündüzü

umutsuzluğa benzemiyor geri çekilişin

soluduğun gök, kullandığın toprak, ayıkladığın zamanlar

kendine çevrinen takımyıldızı

her şey büyük bir kehaneti işliyor

dolu bir yay gibi gerildiğin

belli bütün yollara birden ineceksin

gözlerin, seyrelirken rengi azalan zehir

Babil'i dağıtan Kulenin kütüğüne kayıtlı

akşamüzerleri gezindiğimiz yerler

geçilir; buradan da bir yol vardır öteye

eşyadan esrara giden yolu kaç yılda geçtik; geçilir

gözlerin, bağlı ayin

tekil dinler

bağlar birbirimizi birbirimizin gözleriyle

kum kanıyla karılır karanlığın sesi, çölde

önümüze çıkan kurumuş bir post

bizden öncekilerin giyindiği beden

yüzleştirir bizi seçtiklerimizle

vahiy, boşalan yayın gerilimi tehlikeli kelimeler

o postun yollarını fal gibi sürdüğümüz kehanet

ya düştüğümüz yol sırtımızdaki değilse

tedirgin ruhlardır

başkalarının zamanlarını değiştiren

kendi bedenleriyle

bir alaşım seninle düş kaplanı

yazgı ol yazı

tabletler kadar uzaklaş boşaltılmış anlamlarından

yeniden bulunana kadar yepyeni kazılarda

uzaklaş git buradan

dilsizliktir asıl resimleri görünmez okunmaz eden

her şeyin öldürene kadar görüntülendiği

parçalanmış algı

erteler

bir öğle üzeri buharında

yalnızca bir an için

göründüğümüz o alaşımı

gözlerden saklıyoruz birbirimizi

büyük kentlerde ışıklı caddelerde

yanımızdan geçip gidiyor

azımızı verdiğimiz kimseler

bizi gördüklerini söylüyorlar hatta tanıdıklarını

onlarla aynı karanlığı kullanmıyoruz oysa

çok az kelime ve birkaç gülümseyiş bırakıyoruz

bu, onları yanıltmaya yetiyor

kendi sırtlarımıza kendi sınırlarımıza dönüyoruz

geçirgen gövdelerimizin çizgileri

birbirine karışarak okunmaz ediyor

hazar kaplanıyla benim durduğum yeri

sonra bizi gördüklerini söylüyorlar hatta tanıdıklarını

onlarla aynı zamanı kullanmıyoruz oysa

birkaç kelime ve uçucu bir gülümseyiş dışında

soyu tükenmiş kemerin, soylu kamçının gömüldüğü remizler

nasıl okunur bir orman masalı

büyük kentlerde

nasıl çözülür beş giz, yedi simge

hazar kaplanı seyrek hayvan benim hayvanım

kapısı kilitlendi varoşların

herkes tehlike içinde

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Didem Özdemir, “Mungan ve şiirsellik”, Cumhuriyet Kitap, 28 Aralık 2000

"Sedef tuttu adanmış gövde izi sürülen yüreği sınanmış gecelerden / Açılmazlar, açılamazlar, / Gidemezler kendilerine bile..." Bu mısralar (ve yazıdaki bütün diğer alıntılar) Murathan Mungan'ın Omayra adlı eserinde geçiyor. Kitabın ilk sayfalarından itibaren yapraklarını yavaş yavaş açtıkça bambaşka bir dünyanın kapılarından geçiyoruz. Şiirler sanki bitmeyen bir yolu size tattırıyor. Yanınızda sadece içinizdeki ince titreyişleriniz ve sözcükler, yani söylenmişler var. İstediğimiz sözcükleri, tek tek alıp bir araya getirdiğimizde bir şiir karesi oluşturabiliyoruz. Dümdüz seyir eden ince ince dokunmalardan sonra kıyıdaki bir dalga alıp yazarın simgeler dünyasında, istenenin yakınına taşıyor, en bilinen ortaklığıyla açıyor kendini...

Ve siz, bu tempoya alışıyorsunuz...İzi sürülen yürek...açılamazlar dizeleri sanki bir sayıklama türünden belli düşünsel basamak...

Devamını görmek için bkz.
 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova