Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-500-1
12.5x19.5 cm, 248 s.
Liste fiyatı: 24,00 TL
İndirimli fiyatı: 19,20 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Murathan Mungan diğer kitapları
Mahmud ile Yezida, 1980
Osmanlıya dair Hikâyat, 1981
Taziye, 1982
Kum Saati, 1984
Son Istanbul, 1985
Sahtiyan, 1985
Cenk Hikâyeleri, 1986
Kırk Oda, 1987
Lal Masallar, 1989
Eski 45'likler, 1989
Yaz Sinemaları, 1989
Mırıldandıklarım, 1990
Yaz Geçer, 1992
Geyikler Lanetler, 1992
Yaz Geçer - Özel Basım, 1992
Oda, Poster ve Şeylerin Kederi, 1993
Omayra, 1993
Bir Garip Orhan Veli, 1993
Kaf Dağının Önü, 1994
Metal, 1994
Ressamın İkinci Sözleşmesi, 1996
Murathan ' 95, 1996
Li Rojhilatê Dilê Min / Kalbimin Doğusunda, 1996
Başkalarının Gecesi, 1997
Paranın Cinleri, 1997
Başkasının Hayatı, 1997
Dört Kişilik Bahçe, 1997
Mürekkep Balığı, 1997
Dağınık Yatak, 1997
Oyunlar İntiharlar Şarkılar, 1997
Metinler Kitabı, 1998
Üç Aynalı Kırk Oda, 1999
Doğduğum Yüzyıla Veda, 1999
Meskalin, 2000
13+1, 2000
Erkekler İçin Divan, 2001
Çocuklar ve Büyükleri, 2001
Soğuk Büfe, 2001
Yüksek Topuklar, 2002
7 Mühür, 2002
Timsah Sokak Şiirleri, 2003
Yazıhane, 2003
Yabancı Hayvanlar, 2003
Erkeklerin Hikâyeleri, 2004
Çador, 2004
Kadınlığın 21 Hikâyesi, 2004
Bir Kutu Daha, 2004
Beşpeşe, 2004
Elli Parça, 2005
Söz Vermiş Şarkılar, 2006
Kâğıt Taş Kumaş, 2007
Büyümenin Türkçe Tarihi, 2007
Kullanılmış Biletler, 2007
Yedi Kapılı Kırk Oda, 2007
Dağ, 2007
Kadından Kentler, 2008
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, 2009
Hayat Atölyesi, 2009
Eldivenler, hikâyeler, 2009
İkinci Hayvan, 2010
Gelecek, 2010
227 Sayfa, 2010
Stüdyo Kayıtları, 2011
Kibrit Çöpleri, 2011
Şairin Romanı, 2011
Doğu Sarayı, 2012
Aşkın Cep Defteri, 2012
Bir Dersim Hikâyesi, 2012
Tuğla, 2012
Mutfak, 2013
189 Sayfa, 2014
Merhaba Asker, 2014
Kadınlar Arasında, 2014
İskambil Destesi, 2014
Mezopotamya Üçlemesi, 2014
Harita Metod Defteri, 2015
Güne Söylediklerim, 2015
Solak Defterler, 2016
küre, 2016
Aşk İçin Ne Yazdıysam, 2016
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda , 2017
Edebiyat Seferleri İçin Vapur Tarifeleri, 2017
Tren Geçti, 2017
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Eteğimdeki Taşlar
Kapak Tasarımı: Hakkı Mısırlıoğlu
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Aralık 2004
3. Basım: Mayıs 2012

Murathan Mungan 2004'de, yılın başında Çador'u, daha sonra deneme kitabı Bir Kutu Daha'yı, ve dünya edebiyatından seçerek hazırladığı iki tematik öykü seçkisini yayınladı: Erkeklerin Hikâyeleri ile Kadınlığın 21 Hikâyesi.

Yılın son haftasında ise yeni şiir kitabı var: Eteğimdeki Taşlar. Kapak tasarımını grafik sanatçısı Hakkı Mısırlıoğlu'nun yaptığı Eteğimdeki Taşlar, adının çağrışımlarını yüklenen bir kitap. Hacmiyle olsun, sesiyle olsun, biriktirdikleriyle, dökümünü yaptıklarıyla olsun Murathan Mungan'ın 1979'dan günümüze uğradığı çeşitli şiirsel konaklamaları içeren hacimli bir kitap.

Murathan Mungan'ın bütün yapıtı düşünüldüğünde bir tür dönemeç kitabı da denebilir — geldiği yollara baktığı, çıkacağı yeni yolları tarttığı bir dönemeç kitabı. Zamana bırakılsa her biri ayrı birer kitap olacak 10 bölümden oluşan kitap, bilinmeyen, ilk defa okuyacağınız çok sayıda şiiri bir araya getiriyor. Mungan'ın kendi kelimeleriyle, "yüzünü ve dilini bile isteye bölüp parçaladığı ama farklı damarlardan beslense de her seferinde aynı izleklerin, aynı sorunsalların birleştirdiği bir bütüne açılan şiirler" bunlar.

İÇİNDEKİLER
Eski Zaman Aktarları
Boğazlı Kazak
Soğuk Deniz
Kömür
Köşedeki Kahve
Ot
Yedi Askı
Kehribar
Bilet
Son Durak
OKUMA PARÇASI

Çe

sayılmamış kapıların için

adımlarını dinlemeye geldim

karanlıkta gören sokaklar için

adımı verdim

et değil ceset

kendini tekrarlamaktan

ve unutkanlıktan

kaybolmuş hayalet

her yoklamada tenden eksildim

kış değil tipi

adlandıran

kendi küresinde

kaybolduğumuz mevsimleri

ben unuttum kalbim sakladı seni

can unuttu cam sakladı seni

her sokağı çıkmaz yapan

çocukluk ve aşktır

nedensiz ağlamalar gibi

yıkayıp atar insanın içinden

bilmek istemediklerini

nice harcansa ömründe

bir beş dakikası vardır herkesin

hatırlamak için her şeyi

bu şiirin sahipsiz adı gibi

kimseye bir şey söylemeden

geçip gitmenin sessiz önemini

2002, 2003

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Sennur Sezer, “Murathan Mungan tiryakiliği”, Radikal Kitap Eki, 7 Ocak 2005

Murathan Mungan, Türk edebiyatı için gerekli ve zor bir noktadan yola çıkar çoğu yapıtında: doğduğu bölgenin bir özelliğini, görüntü, imge yada deyim olarak, sözcüklerin arasına sıkıştırıverir. Bu, Güneydoğu özelliği (yıpranmamış eskiliğiyle) Murathan Mungan şiirinin ya da öyküsünün modern çizgisiyle bir açı oluşturur. Okur, bu açıyla kendi okuma/algılama/sezgi açısının uçurumunun arasındadır artık. Sonuç bir Murathan Mungan tiryakiliğidir.

Mungan yeni şiir kitabına, kapağının görsel düzenlenişinin de önüne geçen bir ad seçmiş: Eteğimdeki Taşlar. Bu söz grubu Güneydoğuda yaygın bir deyimin bir bölümünü anımsatıyor. Genellikle çoğul olarak 'Herkesin eteğindeki taşı dökmesi' biçiminde kullanılır. Herkesin kaygılarını, sıkıntılarını apaçık dile getirmesi anlamına gelen bu söz, konuşup anlaşma, bir silah bırakma, bir barış çağrısıdır. Bu sözün bir 'iç dökme'den daha şiirsel ve trajik ne çok çağrışımı var. Filistin'deki çocukların sapanındaki taşların Yalvaç Davut'un sapanına tarihlenişinden Mecdelli Meryem'i cezalandırmak için seçilmiş ölüm araçlarına, Tanrı'ya en sevdiği varlığı adayan Urfalı Yalvaç İbrahim'in yoldan çıkarıcı şeytana direnişinin bugün süren anısı 'şeytan taşlama'dan yasak cinsel ilişki suçlusu kadınların recm edilmesine... Üstelik bu ölümle yargılı masumların görüntülerinin hiçbiri eskiyemiyor. Bilene bilene tükenen bir bıçağın keskinliğiyle duruyor gündemimizde: "böylelikle/herkesin bildiği bir kez daha/bir şiir eder" ('Sabrın politikası' adlı şiirden).

Sözcüklerdeki çağrışım

Murathan Mungan, 1980 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü'nü aldığı, ilk kitabı Osmanlı'ya Dair Hikâyat'la aynı döneme tarihlenebilecek şiirlerden hiç yayımlanmamış şiirlere uzanan bir içeriği istiflemiş Eteğimdeki Taşlar'a. Kitabın Eski Zaman Aktarları, Boğazlı Kazak, Soğuk Deniz, Kömür, Köşedeki Kahve, Ot, Yedi Askı, Kehribar, Bilet, Son Durak adlı bölümlerindeki şiirlerin yayımlanıp yayımlanmadığı, yayımlandığı kitap/dergi adları, tarihleri de belirtilmiş.

Bölümlere ad olan sözcüklerin anlamları ve taşıdıkları çağrışımlar Mungan'ın çağrışım düzenine bir ipucu oluşturur. Okurun dizelerdeki sözcük istiflerini, cümleleri, üst okumada, yaşanmış bir dönemin, aşk kırgınlıklarının yansıması olarak algılarken, bilinçaltında sözcük tarihinin doğal çağrışımlarıyla etkilendiği bu düzenlemeyi; bir bölüm adı olan Köşedeki Kahve ve bu bölümdeki bir şiirin ('Açık sabaha kadar') özet çözümlemesiyle örneklemeye çalışayım: 'Köşedeki Kahve' tamlaması, hemen anımsanacağı gibi, bugünün epey öncesinde bir dönemi, şehirlerin sokaklar ve mahalleler biçiminde yaşadığı günleri anımsatır. Bugün kafe yerine kahve deseniz bile sokağın ya da alanın köşesindeki yeri tabela ormanında doğru tanımlamak için "(...)'ın altında", "(...)'ın yanında" diye betimlemek zorundasınız. Bölümün geçiş cümlesi/dizesi Rilke'den: "Hayatın her duruma hakkı vardır."

Bölümde yer alan ilk şiirin adıysa Böll'ün bir romanın adı: 'Babasız evler'. Mungan, bu şiirin yükünü, şiirinin adının bir romanın adı olduğunu anımsatarak arttırıyor: "(...) terk edilemez babasız evler/kapısı çekilip çıkılsa da // bir roman adı gibi/içinde yaşar/çoğalmaz başkaları/okumalarla". Bölümdeki öteki şiirler (Dayı; Pul; Ev, kitap kapı; Gemi ve soba; Balık tutmak; Dirilik; Suç ve gül; Çiçek aşısı; Boy çizgisi; Ev; Hatıra farkı; Söz evi; Çocukluk hakkı; Rötar; Uzak akraba; Açık alın; Gölge kuyusu; Uçmuş mavi) adlarıyla ve içerikleriyle değişik öykülere açılıyorlar. Kömürlü trenlerin kurumunun ve isinin bahçeli evlerdeki kuyuların serinliğine karıştığı, çocukluğu buruk bir özlemle anışın şiirleri diye de adlandırılabilir bu şiirler. Herkesin (kömürlü kara trenlerle yolculuk etmeyenlerin bile) anılarında bir parçasının yaşadığı sanısına kapılabileceği olayların ayrıntılarından doğmuşa benzerler.

Akrabalık bağları

Bu özellikleri onları Behçet Necatigil şiirine akraba kılıyor. Bir 'Beyoğlu aşkı' şiiri olan 'Açık alın' adlı şiirse "Alın yazısı/değil/bıçak yarası/alnımdaki bıçak yarası" dizeleriyle Orhan Veli'nin vesikalı yârine bir selâm gönderiyor.

'Açık sabaha kadar' adlı şiir Köşedeki Kahve bölümünü sonlandırırken, Türkiye emekçisinin, entellektüelinin ağır bedeller ödediği, Mungan'ın kuşağının etkilerini daha ağır taşıdığı bir dönemden çizgilerle, sesini bir an yükselterek ("75 yıldır kurtarılamayan memleket") usul bir tavırla, bugünü eleştiriyor. Şiirin "apansız polisin bizden sorduğu kimlik" dizesi Beyoğlu'nun sabaha kadar açık mekanlarını sahileştirirken zamanı da 1980 dönemine götürüp getiriyor. Bu dize bugünün İstiklal Caddesi'ni "her yere araba var/sıfırlanmış uzaklıklar yakınlıklar/saat başı nereye istersen bir rüya kalkar/sabahsız geceler her şey sabaha kadar/.../İstanbul'un uzak semtleri/ayrı bir memleket artık" vb. dizelerle çizerken, siyasal görünümü eleştirel, alaysı dizelerle bütünlüyor "kökü içerdeki ideoloji/Milli Birliğimiz ve Beraberliğimiz bir yanda/bir yanda/Edirne'den Ardahan'a/her yer gurbet/detone adımlarım, açık alnım, her on yılda bir ihtilaline çıktığım/kimsesizler yurdum". Görüntü dizeleriyle siyasal görünüm dizeleri hafızanın karmaşasında "hatırlamanın zalim şiddeti" ile birbirine bağlanabilecek özellikte. Böylece "–Kusura bakmayın Memur Bey, kimliğimi tarihte unutmuşum" özrü de şiiri gerçeklikten sıyırıyor. Bira için erken saatlerde, bira için bile çok genç kişilerin doldurduğu mekanların sisli ortamına taşıyor.

Kısacası bu "trafiğe kapalı ölüme açık" şiir Murathan Mungan'ın genç kuşaklarca neden çok sevildiğini açıklıyor. Murathan Mungan'ın eteğindeki taşların kimisi elmas kimi de içine hapsettiği canlıyı son kıpırtılarıyla bugüne taşıyan, tufanlar görmüş kehribar. Aşk, yalnızlık, ergenlik sıkıntıları...

Kuşkusuz çok okunup çok sevilecek. Ama kimi okur "içinizdeki kimsesizliğe" değdiğini sanacak, kimi okur ise bakışsalar bile gözlerinin erişmezliğini sezerek, şaire "yirmi yıl kaç mil eder/uzaklığımıza" ('Göz, mil' adlı şiirden) diye fısıldayacak.

Devamını görmek için bkz.

Ayşen Gür, "Elli Yaş Şiiri", Hürriyet-Pazar, 9 Ocak 2005

Murathan Mungan'ın Eteğimdeki Taşlar adlı son şiir kitabının ne olduğunu kitaptaki son şiirin son mısraları anlatıyor:
(...) insanlar!

bir gün ben de yaşamıştım aranızda

hepsi bu kadar

lekem yoksa, izim kalmamışsa,

bir tortu bile değilsem hafızanızda

yine de güzeldi her şey

şiirime değdi dünya

elli yıl, eteğimdeki taşlar

Zaten Hakkı Mısırlıoğlu tarafından tasarlanan kitabın kapağı da şairin üç ayrı yaş döneminde çekilmiş üç siyah-beyaz fotoğrafının iç içe açılmasından oluşuyor. Çok iyi bir Murathan Mungan külliyatıyla karşı karşıyayız; 1979-2004 arasında yazılmış bu şiirlerin bazıları şairin 2000'de basılmış Doğduğum Yüzyıla Veda adlı kitabında yer almış, ama çoğu ilk kez basılıyor. Özellikle Kasım 2004'te onu mısralara gömülmüş olarak hayal edebiliriz, çünkü son şiirlerinin altında en çok bu tarih çıkıyor karşımıza.

2003'te "farkında mısın / biraz kekeme bir tınısı var yeni şiirlerimin / tutuk dizeler, küs hece, kısa devre / çakımı yüksek kesik sözcükler" diye yazmış ama olsa olsa geçici bir anmış bu. Çünkü eski şiirlerinde olduğu gibi son şiirlerinde de hiçbir kekemelik, hiçbir tutukluk, küslük yok. Aksine, insana sevmediği sözcükleri bile sevdirecek, tek notası bile değiştirilemeyecek mükemmellikte şiirlerle dolu kitap. İster "Ejderhanın üflediği kendi soluğu / Biz onu alev, ateş sanırız" gibi iki mısradan ibaret olsun, ister "Mehmet" gibi uzun, harika bir aşk şiiri olsun.

Roman, hikâye, oyun, senaryo, deneme, şarkı sözü, kısacası her tür yazıyı yazmasına ve iyi yazmasına rağmen, Murathan Mungan esasen bir şair. Bir yazar, aşk sevincini, aşk acısını, ölümsüzlük tutkusunu, ölüm korkusunu, inanma ihtiyacını, inanç kaybını mısralara sığdırabiliyorsa daha ne ister?

Devamını görmek için bkz.

Filiz Aygündüz, "Şiirime Değdi Dünya", Milliyet Sanat, Ocak 2005

1979'dan günümüze şiir üzerinden aldığı yolda topladığı taşları, sırlı bir motifte bir araya getiriyor Murathan Mungan; formülünü içiyle izlediği bir matematikle oluşturduğu sayı dizileri gibi. Sonra tümünü "kitap"tan bir zarfa koyup adını(zı) yazıyor. Ve bu defa diyor ki, bir nevi, kaç günde ve ayda ulaşırsa ulaşsın (doğru) adrese, önemli değil; ben o yolculuğu izlemek, şiirle okurun buluşmasına karışmamak istiyorum. Bu yüzden sessizliği. Bu yüzden söyleşi yok, televizyon röportajları yok!

Bu durumda bu yazı o mektubu almış birinin, kısa buluşma metni.

İyi bir şiirin sol anahtarı şairin samimiyetiyse eğer, 10 bölüm ve 200'ü aşkın sayfadan oluşan bu hacimli kitap, insan olmaya dair her türlü iç kilidi açacak kuvvette. İhtimal, en paslı olanlarını da... Belki de gerçekten, yalnız gitmeli bu buluşmaya; bu yazı dahil hiçbir tanıtım metnini okumadan hatta... Eteğimdeki Taşlar'da yer alan şiirlere dikiş izi bırakmaksızın eklemlenen tasavvufu ve felsefeyi izlemek; imgeyle yapılan raksın büyüsüne kapılmak, görme biçimlerinin, ikiz okumaların ve yaratılan paradoksların verdiği "zekâ"nın keyfine varmak için rehberlere ihtiyaç yok, şaire yöneltilen soru cevaplara, dedim ki, demek istedim ki gibi zoraki açıklamalara... İyi şiir, yalansız doğası gereği kendi rehberliğini bizzat kendisi üretiyor; sarih bir yolda, okur ve şair yan yana. "Yalansız"ın yılansı çekiciliğini de inkâr etmemeli bu arada.

'79'dan bugüne, kendi kitabını, zamanını bekleyen şiirler, Eteğimdeki Taşlar'dan saçılanlar. Şairinin, onca yıl biriktirdiği, dönüp dönüp yokladığı, dinlendirdiği... Bundan sonra yazacağı şiirlere yollar açan. Yeni adreslerin müjdesini veren. İçlerinde dört temel öğe; su, ateş, toprak, hava. Ve bir olmazsa olmaz; aşk. Mehmet'e yazılan şiir. "Sesleniyorum sana karşı yakadan, işitiyor musun Memet" diyen Nâzım'ın Memet'i... Ve Mungan'ın o olağanüstü aşk şiirine özne olan Mehmet. Uzaktan akraba özlemler, ayrılıklar. Mungan'ın temel sorunsalları, şiir formlarını tek tek giyip deneyen; doğrusu her birine de çok yakışan. Süssüz. Sade. Hayyam'ın bir dizesinde dediği gibi: "Sade sözün tadı kendisindedir." Ki "sade"nin gücü şairin gücüdür.

Herkesin buluşması kendine... Size ışık tutacak her ne yazsak –malum serde gazetecilik var– bu kitap için, uzunluğu bir arpa boyu olacak; özet ancak. Ve eksik...

Devamını görmek için bkz.

Doğan Hızlan, “Bakışları aynalarda unuttuk”, Hürriyet Cumartesi, 19 Şubat 2005

Murathan Mungan’ın Eteğimdeki Taşlar’ı, onun 1979-2004 arası şiir serüvenini en iyi örneklerle bize sunuyor. Şairin şiirlerin altına tarih koyması, kendi şiir gelişiminin ana duraklarını, aşamalarını okurla paylaşmak isteğinden kaynaklanıyor.

25 yıllık şiirler toplamında, o, şiir dünyasının taşıdığı özellikleri, poetikasının oluşumundaki öğeleri, şiiri algılama çeşitlemelerini sergiliyor.

Mungan’ın şiir işçiliğine önem verdiğini ama söz sanatlarıyla, simgelerle de okurun işini zorlaştırmadığını söyleyebilirim.

Kapak fotoğrafları, art arda çevrildiğinde şairin şiirinin yanı sıra fiziksel olgunluğu da fark edilir.

Sanırım, şair yaşıyla birlikte şiirinin de olgunlaştığını böyle bir paralellikle sunuyor.

Murathan Mungan şiirinin çıkış kaynağı, Türk şiirinin geleneksel sesini bireyselleştirme biçiminde gözüktü. Yer yer divan şiirinin rüzgárından söz edilebilirdi ama bunun içine halk şiirinin acıları, yalınlığı da katılmıştı.

Divan şiirinin mazmun yapısı içinde Güneydoğu efsanelerinin, bazı kavramların rengi de seziliyordu.

Mungan’ın şiiri, zaman içinde bu yerel renkleri, etkiyi kendi bünyesi içinde eritti ve yeni bir şiir çıktı ortaya.

Yani bu yerel zevkle hesaplaşmasını çabuk tamamladı.

Şiiri nasıldır, sorusuna onun şiirinde karşılıklar aradım.

İçten içe gelişen bir hüzün, hayatı hep irdelemeye, hep masaya yatırmaya, hep anatomisini çıkarmaya yönelik, çoğunlukla yorgun düşüren ama aynı zamanda da içten yükselen cılız bir ruh direncinin şiiri.

Onun şiiri; aşktan kırgınlıklara, bıkkınlıklara, tarihin, savaşın bireysel çıktılarına kadar her şeyi içeren geniş bir alandır.

Şiiri; duygu, imge üzerine yükselir. Halim Ağaoğlu’na adadığı Eski Zaman Aktarları’ndaki iki dize hem saptamalarımızı hem de onun şiirindeki melankoliyi gösterir:

‘ağlamazlardı, erkendik ve bir çocuk vardı içimizde

harabe duyarlıklarımız ürkek bir su gezdirirdi

karanlığa bakmayın dağılırsınız’

Bir masal dünyasının imgeleri/simgeleri ve bilinmezliğin esrarı vardır genellikle. Şiirinin çizdiği resim, bazen veba salgınından sonraki bir ortaçağ çarşısı, bazen bir eski Yunan akademyasından bir ayrıntı notu, bazen de düpedüz bugün yaşadığımız karmaşanın ta kendisidir. Onun şiirini okurken yer yer müthiş bir agorafobi (alan korkusu) duydum. Kuyu, karanlık, ölüm... Buna benzer kelimelerin stilistik bir incelemesi yapılsa, modern bir Yunan trajedisinin etkisinden söz edilebilir.

‘Son kullanma tarihi’, onun şiirin yerini tanımlama girişiminin örnek bir ürünüdür:

‘hepimizde başka bir yüzyılın baş dönmesi

tıpkı iddiasız ama yüreği bulutlandıran şiirler gibi’

Onun dünyası hüzünlüdür, eksilmeye, kaybetmeye mahkûm olduğumuzdan, ‘mağlubiyetlerin mevsimi’nde yaşarız.

Eteğimdeki Taşlar şu bölümlerden oluşuyor: Eski Zaman Aktarları, Boğazlı Kazak, Soğuk Deniz, Kömür, Köşedeki Kahve, Ot, Yedi Askı, Kehribar, Bilet, Son Durak.

Okurlarım kitap bölümlemelerini neden yazımın başına almadığımı sorabilirler. Düz mantıkla doğru bir sorudur. Ancak ben, Murathan Mungan’ın genel şiir havası üzerine saptamalarımdan sonra, bölümlemeyi verirsem, aradaki farkı daha kolay kavrayabileceğiniz kanısına vardım.

Yedi Askı bölümüne özellikle şiir okuma gücünüzü odaklayın derim.

Gizli Piç şiiri, Murathan Mungan şiirinin bütün kendine özgülüklerini tek şiirde yoğun biçimde içeren örneği olabilecek nitelikte.

Kutsallık, Tanrısal’la insanın karşılaşması ve efsanelerin birden günlük hayatımızdaki izdüşümleri. İnsanoğlunun, tarihin, zorbalığın ve en önemlisi şiirin bütün serüveni bu şiirde ustaca bir istif içinde verilmiştir.

Gizli Piç, Murathan Mungan’ın sadece şiire değil, edebiyata bakışının simge eserlerinden biridir. İçinde dinler tarihinden savaşların, zulmün tarihine kadar ne kadar çok imgeleştirilmiş hayatlar vardır:

‘aynı kelimelerle

aynı kelimelerle

bazıları deniz bazıları çöl geçer’

Recim Taşları da hepimizin yaşadığı, yaşayabileceği ama başkasında sorguladığımız, kendimize gelince kaçtığımız ikiyüzlülük kavramının şiiridir.

Senin’de, şiirin tanımı var bence:

‘senin soğuğun soğuk, benimki imge sadece’

Babasız Evler, geniş zamanlı bir hayatın, duyarlığın şiiridir. Nedeni ne olursa olsun Babasız Evler imgesi, okuyana zengin çağrışımlar sunar.

Murathan Mungan, Türk şiirini iyi biliyor, ustalarda ne araması gerektiğinin farkında, ustaları özümseyerek usta olunacağını daha işinin başında keşfetmiş.

Murathan Mungan, Son Durak bölümünde, iyi şairlere dizelerle göndermelerde bulunuyor, ben bunu aynı zamanda şairlere şiirle saygı sunma olarak da nitelendiriyorum. Albümde Erken Resimler’i okuduğunuzda, bir şairin bir şairi nasıl şiirle değerlendirdiğinin de hoş örneklerini bulacaksınız:

‘Melih Cevdet nasıl hem ustam olabiliyor hem akranım

her kitabında’

Albümde Erken Resimler’in son beş dizesi beni çok duygulandırdı:

‘Bağışlayın eksik saydıklarımı

Hani bir aile albümüne bakarken,

kimsenin hatırlamadığı kişiler olur bazen,

dalgınlık deyin buna

dalgınlık, eski şiirin rüzgârıyla’

Leke, iz, tortu şiirinin ilk dizeleri gene bir başka şair üzerine çeşitlemedir:

‘Kestiği kara saçları bende kaldı Gülten Akın’ın

Kimsenin görmediği bir evim var,’

Şairlerin onda bıraktığı izler önemlidir, çünkü her an bir şiire dönüşebilir.

İman, kitabın çok sevdiğim şiirlerinden biri. Gerçekten seçme bir beyit gücünde:

‘hiçbir ibadetle ödenmiyor içimdeki iman’

Kan şiirini okurken, Oscar Wilde’ın ünlü Reading Zindanı Baladı’nı anımsadım, ikisi de kan kavramını ne kadar şiirsel kullanıyorlar.

Murathan Mungan’ın 25 yıllık şiir serüveni, size iyi bir şairin eserlerini sunuyor. Anlamaya değil de, duyumsamaya çalışın. Anlamak mı? Ne diyor şair:

‘hem anlamak söz konusu olduğunda şiir ne ki?’

Yazımı şairin dizeleri noktalasın:

‘bir gün ben de yaşamıştım aranızda

hepsi bu kadar

lekem yoksa, izim kalmamışsa,

bir tortu bile değilsem hafızanızda

yine de güzeldi her şey

şiirime değdi dünya

elli yıl, eteğimdeki taşlar’

25 yılın emeği iyi şiirler.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.