Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-901-6
13x19.5 cm, 276 s.
Liste fiyatı: 22,00 TL
İndirimli fiyatı: 17,60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Murathan Mungan diğer kitapları
Mahmud ile Yezida, 1980
Osmanlıya dair Hikâyat, 1981
Taziye, 1982
Kum Saati, 1984
Son Istanbul, 1985
Sahtiyan, 1985
Cenk Hikâyeleri, 1986
Kırk Oda, 1987
Lal Masallar, 1989
Eski 45'likler, 1989
Yaz Sinemaları, 1989
Mırıldandıklarım, 1990
Yaz Geçer, 1992
Geyikler Lanetler, 1992
Yaz Geçer - Özel Basım, 1992
Oda, Poster ve Şeylerin Kederi, 1993
Omayra, 1993
Bir Garip Orhan Veli, 1993
Kaf Dağının Önü, 1994
Metal, 1994
Ressamın İkinci Sözleşmesi, 1996
Murathan ' 95, 1996
Li Rojhilatê Dilê Min / Kalbimin Doğusunda, 1996
Başkalarının Gecesi, 1997
Paranın Cinleri, 1997
Başkasının Hayatı, 1997
Dört Kişilik Bahçe, 1997
Mürekkep Balığı, 1997
Dağınık Yatak, 1997
Oyunlar İntiharlar Şarkılar, 1997
Metinler Kitabı, 1998
Üç Aynalı Kırk Oda, 1999
Doğduğum Yüzyıla Veda, 1999
Meskalin, 2000
13+1, 2000
Erkekler İçin Divan, 2001
Çocuklar ve Büyükleri, 2001
Soğuk Büfe, 2001
Yüksek Topuklar, 2002
7 Mühür, 2002
Timsah Sokak Şiirleri, 2003
Yazıhane, 2003
Yabancı Hayvanlar, 2003
Erkeklerin Hikâyeleri, 2004
Eteğimdeki Taşlar, 2004
Çador, 2004
Kadınlığın 21 Hikâyesi, 2004
Bir Kutu Daha, 2004
Beşpeşe, 2004
Elli Parça, 2005
Söz Vermiş Şarkılar, 2006
Kâğıt Taş Kumaş, 2007
Büyümenin Türkçe Tarihi, 2007
Kullanılmış Biletler, 2007
Yedi Kapılı Kırk Oda, 2007
Dağ, 2007
Kadından Kentler, 2008
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, 2009
Hayat Atölyesi, 2009
Eldivenler, hikâyeler, 2009
İkinci Hayvan, 2010
Gelecek, 2010
227 Sayfa, 2010
Stüdyo Kayıtları, 2011
Kibrit Çöpleri, 2011
Şairin Romanı, 2011
Doğu Sarayı, 2012
Aşkın Cep Defteri, 2012
Bir Dersim Hikâyesi, 2012
Mutfak, 2013
189 Sayfa, 2014
Merhaba Asker, 2014
Kadınlar Arasında, 2014
İskambil Destesi, 2014
Mezopotamya Üçlemesi, 2014
Harita Metod Defteri, 2015
Güne Söylediklerim, 2015
Solak Defterler, 2016
küre, 2016
Aşk İçin Ne Yazdıysam, 2016
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda , 2017
Edebiyat Seferleri İçin Vapur Tarifeleri, 2017
Tren Geçti, 2017
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Tuğla
Kapak Tasarımı: Pınar Kazma
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Kasım 2012

Murathan Mungan'ın düzyazılarını bir araya getiren kitaplarının sonuncusu Tuğla. Kitapta titizlikle tasarlanmış on altbölümde 37 yazı yer alıyor: 70'lerin ikinci yarısından günümüze uzanan yazılar bunlar. Mungan Tuğla'nın kitap olarak çizilişiyle ilgili şunu söylüyor:

"Yeniden gün ışığına çıkmasını istediğim ilk yazılarımdan başlayarak beni adım adım bugüne taşıyan yolu ören tuğlalardan bazı örnekleri bir araya getirmek istedim. O anlamda tuğla... Kitabı her biri kendi içinde bir bağlam oluşturan bölümler olarak tasarladım. Her bölüm kapağına bilmeyenler için zamanı güncelleyen, bilenler içinse bilgi tazelemeyi amaçlayan açıklama niteliğinde birer kısa yazı yazdım... Bu kitap, en eski tarihlilerine dek uzanan geçmiş yazılarımı topladığım son kitap olacak sanırım. Bu anlamda son tuğla. Geçmiş malzemeye son müdahale..."

İÇİNDEKİLER
fırın

I İlk İmzanın Gölgesi
"Devrimci Olmak" Üzerine
"Biz ve Ötekiler" İdeolojisi ve Söylemleri
Kahveler, Selamlıklar
Çağın İdeolojilerini Anlamak
Münevverler ve Aydınlar
Açıkoturumculuk ya da Açıkoturum Oyunculuğu Üzerine
İdeolojiler ve Oyunculuk

II Öteberi Arasında
İlk Besteler
Taşkışla
Faşizmin Radyofonik Sesi
Cinayete Kadar Bekle

III Kitabını Bulamamış Yazılar
Eski Kitaplar
Giovanni'nin Odası
Juan Rulfo'nun Yapıtları
Ruhsâr Hanımın Yolculuğu
Elinde Kırmızı Gül Taşıyan Ölüm
Ruh Çağıran Metinler
Zamane Şairine Yadigâr Kalan
Ayrıntıları Önemsizleştirmek, Durumları Seyreltmek

IV Çakım Alevi
Ahmed Arif'in Cıgarası Niye Karanfil Kokar?
Üvercinka'da Mavi Beyaz Kırmızı
V Edebiyat Mutfağı
Edebiyatımızda Pisboğazlar - I
Edebiyatımızda Pisboğazlar - II
VI Kulaklık
Toplananlar
VII Resimli Kitap
1987 Yılıydı
Sezen, İsmet, Ben
Polaroid Fotoğraf
VIII Aklın Emniyet Kemeri
Sivil İtiraz Adına Suya Atılan Taş
IX İstediler Yazdım
Saygılarımla
Cüret ve Akraba Tutumlar
Surdibinde Saklı Su
X Sonraki Adımlar
Bronz Tanrıça
Langston Hughes'u Ararken
Yüzleşme Korkusu
Müsamere Toplumu
Hiza, Halay, Haset
Ret ve İnkâr Kültürü
Yazıların Listesi
OKUMA PARÇASI

Fırın, s. 13-17.

Fırının kapağını açıyorum. Yıllar önce.

İlk odunlar, ilk alev, ilk ateş. İlk yazılarla birlikte kendimi yavaş yavaş pişmeye bırakıyorum, yılların geçişine; zamanın bana kattıklarına, benim de zamana... Hâra, nâra, yüzeyi üflenmiş camın kabarcığı gibi pürüzlenmeye başlayan ilk tuğlanın usulca kabuk bağlamasına...

Taş taş üstüne koyar gibi örüyorum beni bugünlere getiren yolu; yazıdan ördüğüm, sonra ardına çekildiğim duvarı... Tuğla, ateşin imtihanından geçer ilkin. Nefesimi üflediğim yazı'mı bırakıyorum ben de ateşin imtihanına...

Bu kitap, en eski tarihlilerine dek uzanan geçmiş yazılarımı bir araya topladığım son kitap olacak sanırım... Bu anlamda son tuğla. Geçmiş malzemeye son müdahale. Bu kitaba varasıya hiçbir kitabıma almamış olduğum geçmişteki yazılarımın yayımlandıkları dergi ve gazete sayfalarında kalmaları gerektiğini söylemiş oluyorum böylelikle... Yıllar önce Murathan’95 kitabımda, o tarihe dek yayımlanmış yazılarımın bir listesine yer vermiştim, onu bu kitabımın arkasına da aldım; dileyenler, merak edenler, fazlasını araştırmak isteyenler listedekilerin izini kütüphanelerde sürebilirler...

Eski yazılarımı son kez Tuğla adı altında bir araya getireceğimi söylediğimde bazı arkadaşlarım, "Tuğla gibi kalın mı olacak?" diye sormuşlardı. "Öylesi de iyi olurdu, ama bunun için özel olarak uğraşmayacağım," demiştim. "Yeniden gün ışığına çıkmasını istediğim ilk yazılarımdan başlayarak beni adım adım bugüne taşıyan yolu ören tuğlalardan bazı örnekleri bir araya getirmek istiyorum yalnızca. O anlamda tuğla."

Onlara söylediğimi burada da tekrarlamış olayım.

Bence, yazarlığın yıllara dağılmış engebeli arazisinde sağlam çatılmış birkaç tuğladır insanı kendi serüvenine inandıran; yoluna devam etmesini sağlayan. Kendini, kendisine ve başkalarına kanıtlamanın bu ilk işaretlerini zamanla diğerleri izler.

Yolunuzun bir yerinde dönüp geriye bakmanın bu anlamda yararı vardır.

Gençlik dönemi ürünlerini yeniden yayımlamak genellikle zor bir iştir. Bir yazarın, onca yıl sonra dilinin, üslubunun, düşüncelerinin yeterince olgunlaşmamış dönemlerinin ürünleriyle okur karşısına çıkması cesaret ister. Benimse buradaki amacım, deneme yazarlığımın çeşitli evrelerine özgü örnekleriyle, yazı maceramın bir süreç olarak değerlendirilmesine katkıda bulunmaya çalışmak. Bu yüzden kitaptaki kimi yazılar günümüz okurlarına naif gelebileceği gibi, bazılarına da günümüzde varlığını ısrarla sürdüren çeşitli sorunlara ta o zamanlar kafa yorarak dillendirme gereksinimi duymuş olmam ya da dönemi için erken sayılabilecek yaklaşımlarım, dikkatlerim, değer ölçülerim ilginç gelebilir. Geçmiş yazılarıma şimdi buradan baktığımda ahlaki ve felsefi tutarlılığın her zaman temel değerlerimden biri olduğunu; hemen her şeyin sadece siyasetle açıklandığı yıllarda psikolojik ve sosyolojik dinamiklere gereken önemi verdiğimi ve "Türkiye meselelerini" her zaman "dert edindiğimi" görüyorum.

Bir yazarın geçmiş yazılarını onca yıl sonra bir araya toplama çabasında acemilik, çıraklık yıllarından başlayarak katettiği yollara ışık tutmak, geçmiş verimlerini ve emeklerini hatırlatmak; başlangıcından itibaren hangi konulara, temalara, olgulara ilgi duyduğunu, neleri kendine "mesele" edindiğini, yazı serüvenindeki uğrakları, yönelimleri, kısacası gelişim çizgisini belgelemek; özellikle de önem verdiği ilk dönem yazılarını kendisi hayattayken usûlünce gözden geçirip derlemek isteği yatar. Bu soy kitaplar, yazarın zamanla hem belirginleşen hem solgunlaşan portresinde geçmişe uzanan çizgilerin izini sürmek isteyen okura bu olanağı tanır.

Özellikle genç kuşak okurların çoğu, yaşayan bir yazarı, kendi okumaya başladığı zamanın yaşıtı sanır ve onu yalnızca günün getirdikleriyle tartar. Çoğu kez kendinden önce söylenmiş sözlerin farkında değildir. Bu tür yazıların yer aldığı kitaplarsa, genç kuşağa kendi içinde yaşamadıkları zamanın hafızasını kazandırmayı amaçlar; yazarın yazı hayatına daha geniş bir perspektiften, belli bir tarih duygusuyla bakmalarını sağlamaya çalışır.

Diğer deneme kitaplarıma kıyasla Tuğla'nın okur genelinden çok, Murathan Mungan meraklılarının ilgisini çekecek, özel olarak o kesime seslenmeyi amaçlayan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İnanıyorum ki bir çeşit arşiv özelliğine sahip bu tarz kitaplar, ayrıca eleştirmenler, araştırmacılar, edebiyat tarihçileri için de belge niteliği taşır. Özellikle Türkiye solunun o günlerdeki gündemi için erken sayılabilecek cinsel politika, kadın sorunları, eşcinsellik, çevre duyarlığı, tarihsel ve kültürel mirasın korunması, her türden ötekileştirme politikası gibi konularda söz alma çabalarımı belgeleyen bazı yazılar, fikri ağırlıklarından çok, bu nitelikleri nedeniyle kitaba alındılar.

Geçmişe bu yazılar aracılığıyla baktığımda, 80'lerde dilimin "denemeci olarak" henüz olgunlaşmamış olduğunu görüyorum. Oysa aynı yıllarda şair olarak dilimi bulmuş olduğum kanısındayım. 23 yaşında yazdığım bir şiirle 23 yaşında yazdığım bir yazı karşılaştırıldığında, bu fark rahatlıkla görülebilir. Demek deneme' nin yazı'sında yolum daha uzunmuş, diyorum şimdi baktığımda. Buraya aldığım ilk yazımı 21 yaşımdayken yazmışım. Bugünün değil, o zamanın Türkiyesi'nin, o günlerin koşullarının 21 yaşını hayal etmeyi size bırakıyorum.

Bundan önce yayımlamış olduğum deneme kitaplarında olduğu gibi, bu kitapta da yeniden yayımlanan yazılar üzerinde köklü değişikliklere gitmedim. Yazıların kompozisyonuna dokunmadan, zihin ve cümle akışını bozmadan gerekli gördüğüm bazı yerlerde ufak tefek düzeltmelerle yetindim; acemilik kılçıklarını belli ölçüde ayıklayıp günümüz okuru için daha okunur kılmaya çalıştım. Anlam bulanıklığına yol açan ya da ifade zorlukları taşıyan kimi yerleri içeriği aynen koruyarak berraklaştırdım. Bazı sözcükleri, fiilleri eşanlamlılarıyla değiştirdim. O yıllarda fazla kullanmış olduğumu gördüğüm virgüllerle, "dahi" anlamına gelen "de" ve "da" ları seyrelttim. Bugün bana bir şey söylemeyen, hatta bazen benim de anlamadığım bazı fiyakalı cümleleri olduğu gibi çıkarttım. Gençliğe, özellikle de dönemin devrimci gençliğine özgü "bilgiç edayı", okurun tahammülünü zorlamamak adına kimi zaman yumuşatma yoluna gittiysem de, tamamen ortadan kaldırmak istemedim. Böylelikle yazıların yazıldıkları günün havasını, atmosferini korumaya çalıştım. Aynı nedenle bir zamanlar söylediklerime "şimdiki zaman bilgisi ve bilinciyle" ekler yapmaya kalkışmadım; gene aynı biçimde bazı yazıların şimdi bana içli, dokunaklı gelen havasına ya da alaycı diline pek ilişmedim. Geçmişten devralınan bir "tevazu terbiyesi" olarak, düzyazı dilinde "ben" yerine "biz" denmesi gibi kullanımlara, gene dönem özelliğini korumak amacıyla dokunmadım. Öte yandan, o yıllarda siyasi yazılarda birinci tekil şahıs kullanmanın, özellikle "sol çevrelerde" bireycilik belirtisi olarak görülüp eleştirildiğini de hatırlatmak isterim.

Yazıların yayımlandıkları ilk kaynaklar belirtildiğine göre, meraklıları sözünü ettiğim değişiklikler konusunda kendileri de bir karşılaştırma yapabilirler.

Tuğla'yı, her biri kendi içinde bir bağlam oluşturan bölümler olarak tasarladım. Her bölümün iç kapağına bilmeyenler için zamanı güncelleyen, bilenler içinse bilgi tazelemeyi amaçlayan açıklama niteliğinde birer kısa yazı yazdım. Bu tür kitapların kaçınılmazıdır: Bazı okurlar, yazıları "roman okuma düzeni" içinde baştan sona sayfa sırasıyla okumayı yeğlerken, kimileri de ilgilerini çeken başlık ve konulara göre atlaya atlaya katetmek isterler. Kitabı çatarken kabaca sınıflandırdığım bu iki tür okuru da gözetmeye çalıştım. İlk öbekteki okurlar için izleme kolaylığı sağlayacak bir süreklilik ve bütünlük kurmaya özen gösterdim; diğerleri içinse ilgilenmediği konulardaki yazıları kolay atlamaları için kitabı bölümlere ayırdım.

Tuğla'da yer alan yazıların çoğunu yazdığım sıralarda, bunların zaman içinde birikip, benzerleriyle öbeklenerek farklı kitaplara doğru yol almalarını amaçladığımı hatırlıyorum. Günü gelince "Satırarası Notları", "Çakım Alevi", "Kulaklık", "Edebiyat Mutfağı" gibi adlar altında toplayacaktım güya. Olmadı. Bazı şeyler olmaz. Hele benim gibi bir ömre sığmayacak kadar çok sayıda tasarıya, hayale, hülyaya ve hakikate kapılmışsanız, hiç olmaz. Gün gelir zamanında gezindiğiniz sulara attığınız ağları orasından burasından geri toplamaya başlarsınız. Çünkü eski hülyaların varlığı yetmiyormuş gibi, yeni hayaller ve hakikatler eklenmiştir dünyanıza, yazı'nıza.

Yazı serüvenimi izleyenlerin kolaylıkla tahmin edebileceği gibi, ilgi alanlarının sınırını pek geniş tutmuş benim gibi "meraklı ve iştahlı" biri için geçmişi toparlamak kolay iş değildir. Bu konuda Murathan’95'ten sonra belki de en yoğun emek harcadığım kitaplardan biri oldu Tuğla.

Geçmişe yolculuk herkesi yorar.

Öte yandan önüne, yolun kalanına yenilenmiş gözlerle bakmasını sağlar insanın.

Kendi fırınının ağzında terlediğin onca zaman; emeği, verimi cömert kullanılmış onca yıl, bir bakarsın duvarında yalnızca bir tuğla...

Ekim 2011-Temmuz 2012

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Oylum Yılmaz, "İlk tuğlanın usulca kabuk bağlamasına...", Sabitfikir, 6 Şubat 2013

Toplama yazıları hiç sevmem, yazar ve yayıncı bir olmuşlar, sinekten yağ çıkarıyorlar gibi gelir. Toplama yazıları çok severim, belki artık hiç ulaşamayacağım bir kitabın içinden çıkagelen parçalarla gayet zamansız olarak karşılaştığım ve önümde etrafa dağılmış çeşitli parçalardan yeni bir şeylerin inşa edilme sürecine ortak olduğumu hissettiğim için. Aklım mı karışık, ya da nerede duracağımı mı bilemiyorum acaba? Sanırım aynı anda hepsi ve hiçbiri. Tamamen kitaba bağlı yaşayıp gidiyorum işte, onun beni götüreceği yere götürmesini bekliyorum sadece. Tuğla, bir şair ve yazar, bir yazın insanı olarak –ki ne kadar üretken olduğuna hem şahidiz, hem şaşıyoruz– Murathan Mungan’ın çeşitli tarihlerde kaleme aldığı denemeler. Tuğla gibi mi? Değil. En azından kalınlık açısından. Tuğla gibi mi, evet öyle; yazının ateşinden geçirilerek pişmiş bir tuğla, hani duvarların, evlerin olmazsa olmazlarından.

"Taş taş üstüne koyar gibi örüyorum beni bugünlere getiren yolu; yazıdan ördüğüm, sonra ardına çekildiğim duvarı…Tuğla, ateşin imtihanından geçer ilkin. Nefesimi üflediğim yazı’mı bırakıyorum ben de ateşin imtihanına... (...) Kendi fırının ağzında terlediğin onca zaman; emeği, verimi cömert kullanılmış onca yıl, bir bakarsın yalnızca bir tuğla..."

Emeği, verimi cömert kullanılmış onca yıl… Ne kadar doğru söylüyor Mungan. Emeğini, verimini onca yıl ne kadar sakınmadan, ne kadar cömertçe verdi biz okurlarına. Murathan Mungan, şiirlerine –sanırım her Türk okuru gibi– çok erken yaşlardan itibaren vurulduğum bir şair; buna karşın öykülerine, romanlarına çok geç ısındığım bir yazar. Yıllandıkça güzelleşir ya bazı insanlar, sanırım bazı yazarlarda da öyle oluyor. Kimileri yazdıkça, çok yazdıkça, kendilerini daha çok, daha çok ortaya attıkça edebiyatlarından kaybediyorlar, düşüncelerinden ve hayallerinden azılıyorlarken, kimileri Murathan Mungan gibi çoğalıyor, büyüyor, büyülüyorlar günden güne… Mungan’ın Tuğla’sı bir okur ve bir eleştirmen olarak benim için bu yüzden çok önemli, yıllar içinde edebiyatın soluğuyla pişmiş tuğlayı elimde evirip çevirip, pürüzlü yüzeyine, çentiklerine, işçiliğine bakıyorum. Bir yazın insanı olarak Murathan Mungan’ın “kendini bir kahraman olarak var etmeye çalışan yazar” düşüncesinin dışına çıkarak, samimiyetle bir kahramana dönüşünü izliyorum.

Neler var, neler yok peki Tuğla’nın içinde? Bir kere yazar eski yazılarını son kez topladığını belirtiyor, bunun altını çizmek gerek. Bu anlamda Mungan’a göre bu son tuğla, geçmiş malzemeye yapılan son müdahale...

Kitabını bulamamış yazılar, sipariş denemeler, ilk imzanın gölgesini taşıyanlar, resimli olanlar… Mungan sözgelimi Cemal Süreya’yı maviden, Ziya Osman Saba’yı tüm zamanlara yayılan hatıralarından, Ahmet Arif’i cıgarasındaki karanfil kokusundan, Halit Ziya Uşaklıgil’i boğazına düşkün roman kahramanlarından tutuyor. Ya da bırakıyor geçsin zaman, dil buna müdahale etmesin, edemesin. Yazıların arasındaki boşluklar, zaman farkları bu yüzden haz dolu ve uçucu. Rahat bir soluk alır gibi ve nihai bir şekilde nefeslenir gibi okuyorum Tuğla’yı. Hiç adetim olmadığı halde, bazen sıradaki denemenin ne olacağının heyecanından bir tanesine odaklanamıyor, parça parça oradan buradan okurken yakalıyorum kendimi. Bir ziyafet sofrası başında çırpınan aç gibi...

Devamını görmek için bkz.

Metin Celâl, "Tuğla", Cumhuriyet Kitap Eki, 13 Aralık 2012

Murathan Mungan'ın edebiyatımızın en verimli ve en çok ürün veren yazarlarından biri olduğunu sık sık söylemişizdir. Şiir, roman, öykü, tiyatro, senaryo, deneme. Ürün vermediği edebiyat türü yok sanırım. Mungan edebi verimini her yıl birden çok kitapla değerlendiriyor. Sanırım kitap yayımlatma temposunda yarışacağı tek yazar Enis Batur'dur. Çok yazmak, çok yayınlatmak süreç içinde niteliksel düşüşleri getirir. Enis Batur'un da Murathan Mungan'ın da her yeni kitabını okumaya başlarken aynı endişeyi duyar, onlar açısından tedirgin olurum. Ama her yeni kitapta kendilerini yenilemeyi, geliştirmeyi başarıp çoğunlukla endişeleri boşa çıkartırlar.

Murathan Mungan, çalışmalarının dergi sayfalarında kalıp bir anlamda unutulmaya terk edilmesini de sevmiyor. Onları çeşitli vesilelerle, bileşimlerle kitaplaştırıp okurla buluşturuyor. 70'lerin ikinci yarısından günümüze uzanan 37 yazıdan oluşan Tuğla da bunun son örneği. Kitapta Mungan'ın daha önce bir bağlamda buluşturamadığı yazıları var. O nedenle belli bir konuda yoğunlaşma, bir araya gelmekten çok çeşitlenme görüyoruz. Murathan Mungan yine de yazıları dağınık ve karışık bırakmamış, tarih sırasına göre dizmekle yetinmemiş. Yazıları belirli bağlamlarda bir araya getirmiş, bölümler oluşturmuş. Her bölüm başına da kısa notlar koyup yazıların ne amaçla yazıldığını, ne zaman, nerede yayımlandığını anı tadında anlatmış. Editoryal çaba bununla da kalmamış, yazılara küçük müdahalelerde de bulunmuş, onları bir anlamda özüne dokunmadan restore etmiş. 'Yazıların kompozisyonuna dokunmadan, zihin ve cümle akışını bozmadan gerekli gördüğüm bazı yerlerde ufak tefek düzeltmelerle yetindim; acemilik kılçıklarını belli ölçüde ayıklayıp günümüz okuru için daha okunur kılmaya çalıştım' diye açıklıyor verdiği emeği. Eski yazılarını kitaplaştırmayı düşünenler için örnek olması gereken bir yaklaşım. Yazılara yeni bir değer katmış Murathan Mungan ve okuma zevkini artırıp, yazarlık serüvenini okura iletme konusunda emeğine bir tuğla daha eklemiş.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.